13 Eylül 2021 Pazartesi

Ev Dekorasyonunda Yeni Moda Denizcilik Teması

 

Ev dekorasyonlarında son dönemde kullanılan etkileyici bir tema var! Denizcilik teması!

Denizcilik teması ile hazırlanan, deniz ruhunu, deniz renklerini ve gemi söküm ürünlerini barındıran bu dekorasyon stili bizlere, renovasyon ürünlerinin ve deniz temalı hediyelik eşyaların ne denli şık olabileceğini kanıtlar nitelikte!

Ev Dekorasyonlarında Marina Esintisi

Denizcilik konsepti ile hazırlanan ev dekorasyonlarında dekorasyon uzmanları, canlı parlak renklerin yanı sıra marina havasını bütünüyle yansıtan beyaz ve deniz rengi mavinin soft tonlarını kullanmaya özen göstermektedir. Son dönemde, özellikle balkonların, bahçelerin ve yazlık evlerin tasarımlarında kullanılan deniz teması, iç mekan dekorasyonlarımızı da tamamen ele geçirmiş durumda! Deniz temasını yansıtan pirinç ürünler modern ve retro tarzı birleştiren tasarımları ile dekorasyonlara şıklık katan ve evlere marina esintisini getiren kıymetli parçalar olarak karşımıza çıkmaktadır.

Bu modanın en önemli temsilcisi olarak da görebileceğimiz Su Üstünde markası, eşsiz ürünleri ile evinizde Marina esintisini yaşatan öncü firmalardan.

Gemi Maketleri ile Tamamlanan Deniz Temalı Evler!

Deniz temalı dekorasyonlara sahip olan evlerin olmazsa olmaz aksesuarları; gemi maketleri  ve gemi söküm ürünleridir.

Klasik deniz temalı salon aksesuarlarından sıkıldıysanız iç mekan dekorasyonlarınızda denizlerin hür esintisini taşıyan gemi maketleri ile göz alıcı dekorasyonlar yaratabilirsiniz. Gemi maketi ustalarının tamamen el emeği ile hazırladığı biricik gemi maketleri, orijinal gemilerin birebir modellerini salonlarınıza taşıyacak, büyülü bir tarihi atmosfer sunacaktır!

Sizler de Su Üstünde gemi maketleri ile siz de evlerinize ve ofislerinize meşhur gemilerin eşsiz dokusunu taşıyabilir, görenleri hayran bırakan denizcilik köşeleri oluşturabilirsiniz.

Gemi Söküm Ürünler ile Evlerinize Denizcilik Tarihini Taşıyın!

Deniz temalı dekorasyonlar oluşturmak isteyenler için mavi renkler ve şık deniz temalı aksesuarlarında dışında daha etkileyici ve göz kamaştırıcı alternatifler de bulmak mümkündür. Dekorasyonlarında cesur davranan deniz tutkunları orijinal gemilerden sökülen gemi söküm ürünlerini dekorasyonlarında sıklıkla kullanmaktadır.

Tarihi gemilerden sökülen gemi söküm ürünleri; gemi mobilyaları, gemi mekanik malzemeleri ya da gemi içerisinde yer alan dekoratif aksesuarlar olarak karşımıza çıkmaktadır. Tarihi yapıları ve önem arz eden bölgeleri korunarak renovasyon işlemleri yapılan kıymetli gemi söküm ürünler, orijinal gemilerin tüm yaşanmışlıklarını evlerinize taşımaktadır.

Deniz tutkunlarının dekorasyonlarında yer alan bu kıymetli parçalar ihtişamlı görünümleri ve tarihi kıymetleri ile iç mekan dekorasyonlarına deniz esintisi katmak isteyenler için Su Üstünde muhteşem bir seçenektir.

Deniz Temalı Yaşam Alanları İçin En Doğru Adres: Su Üstünde

Su Üstünde mağazalarında deniz tutkunları için; deniz ve denizcilik ürünleri, vintage, hediyelik eşya, gemi söküm ürünleri ve tablolar gibi 5 farklı kategoride hazırlanan binlerce ürün, 20 farklı ülkeden ve 200 farklı noktadan özenle toplanarak uygun koşullar altında muhafaza edilmekte ve müşterilerine sunulmaktadır.

Deniz ruhunu yansıtan en kaliteli ürünleri, Türkiye’nin dört bir yanındaki deniz tutkunlarına ulaştıran online satış şubesi ve mağazaları, deniz temalı dekorasyonlar oluşturmanızda en büyük yardımcınız olacaktır!

Bir boomads advertorial içeriğidir.

13 Ekim 2017 Cuma

True Eco BEYOND Mağaza Turu

    Günlerdir hatta neredeyse haftalardır şu yazıyı oturup yazmak için kendimi ikna etmekle meşguldüm. Ya yoğunluğu bahane ettim ya da fotoğraf çekmek istemedi canım bir şekilde salladım durdum. Herhalde dünyanın en yoğun işsizi benim! Veya insan tembelliğe alışınca kaptırıp gidiyor da diyebiliriz :)
    Geçenlerde gerçekleştirdiğim Ankara ziyaretimde geleneksel Ankamall ve Beyond turumu attım. Bu kez bir şeyler alıp çıkmak yerine sizlere de bu markayı tanıtmak izlenimlerimi paylaşmak istedim.

    Beyond markasını daha önce duymayanlar için kısaca tanıtacak olursam; Güney Kore markası olan LG'nin kozmetik ayağı diyebilirim. Kore kozmetiklerini beğeniyorsanız kesinlikle bakmanız gereken oldukça güzel ürünleri var. Şuan yalnızca Ankara ve İstanbul'da mağazaları var ama Instagram hesabı üzerinden iletişime geçerseniz şehir dışına da gönderim yapıyorlar.
    Markanın en güzel yanı ekolojik olması. Ürünlerde silikon paraben gibi zararlı kimyasallar bulunmadığı gibi Kore'lilerin bayıldığı lotus, pirinç, ginseng gibi doğal ekstreler ve bunlara ilave olarak kendi keşifleri veya buluşları olan fito plasenta, happy snail(bitkisel salyangoz özü) gibi temel bileşenleri baz olarak çeşitli ürün grupları geliştirmişler. İçeriklerinde hayvansal katkı içermedikleri gibi hayvanlar üzerinde test de yapmıyorlar. Genel olarak en sevilen ürünlerden ve sahip oldukları ürün çeşitliliğinden bahsetmeye çalışacağım.

 
Phyto Aqua serisi bitkisel özleri ve mineralleri içerisinde barındıran cildin canlanmasına ve yenilenmesine yardımcı olan ayrıca karma ve yağlı ciltler için tavsiye edilen seri.


Acneture serisi adından anlaşılacağı üzere akneye meyilli yağlı ciltlere yıpratmadan bakım yapmak üzere geliştirilmiş.


Lotus Aqua Bloom serisi lotus bitkisinin yüksek nemlendiriciliğini temel alan hassas ve kuru ciltler için tavsiye edeceğim yegane seri.


Himalaya Deep Moisture serisi ise içeriğindeki hyaluronik asit sayesinde cildi nemlendirmeye ve ince çizgilerin görünümünü azaltmaya yardımcı. Ayrıca cildi beyazlatma etkisi de var :)


Daha etkili anti-aging arayanlar içinse Timeless serisi bire bir. Bezelyeden elde ettikleri oligonükleopeptitler ve DNA uyarıcı etkin maddeler ile tüm yaşlanma belirtileri üzerinde etkili bir seri.


Happy Snail 24K Gold & Kırmızı Ginseng ise içerisinde üç birbirinden harika bileşeni barındırıyor. Happy Snail cilt lekeleri için çok etkili olan salyangoz özünün bitkisel dengi, içerisinde bulunan 24K altın elastikiyet kaybı için bire bir, ve son olarak ginseng güçlü bir adaptojen etki sağlıyor.

Tek kullanımlık maskelerinden bahsetmesem olmaz :) Her cilt sorununa uygun kağıt maskeleri var. Benim en sevdiklerim Intensive Ampul serisinden Ceramide ve Pyto Plesanta. Alışveriş yazımda onlardan daha uzun bahsedeceğim.

Renkli kozmetiklere gelecek olursak, genel olarak doğal görünümlü makyaj severlerin muhakkak denemesi gereken bir marka. Ten ürünlerinden en sevdiklerim CC, BB kremler ve Cushion fondötenler. Ben şuan Aqua CC kremlerini kullanıyorum ve çok memnunum. İnceleme yazısı yakında gelecek :)


Erkekler için özel serileri, saç bakım ürünleri, bebek ürünleri ve daha nicesi için internet sitelerini ve Instagram hesaplarını ziyaret etmeyi unutmayın. Fiyatları soracak olanlar için bir kaç örnek bırakarak yazımı noktalıyorum :)
 Sponsorlu yazı değildir. Sevdiğim bir markayı tanıtmak amaçlı yazdım. Tabi eğer biraz maske falan göndermek isterlerse seve seve kabul ederim :) :D

21 Ağustos 2017 Pazartesi

Meme Kanseri YAPMAYAN Deodorantlar | Alüminyum ve Paraben İçermeyen Deodorantlar

    Yediklerimiz kadar cildimize sürdüklerimizin de artık ölümcül derecede tehlikeli olabileceğinin farkındayız. Bu konuda hassasiyet göstermemiz gerektiğini biliyoruz ama nereden başlayacağımızı, neleri kullanıp kullanmayacağımızı anlamak pek de kolay değil sanki? Özellikle de güvenli ve sağlıklı sandığımız şeylerin bile kansere sebep olabileceğini öğrenirken...
    Yeni yeni öğrendiğimize göre alüminyum içeren deodorantlar kansere sebep oluyor! Neden ve nasıl olduğuyla alakalı ter kanallarını tıkamak, östrojen benzeri etki göstermek gibi teoriler olmasıyla beraber tam olarak bilinmiyor. Meme kanseri hastaları üzerine Nortwestern Üniversitesinde yapılan araştırma alüminyum içeren deodorantlar kullanan kadınların daha erken yaşta meme kanseri olduklarını kanıtlamış durumda.

     Deodorantlarda bulunan ve zararlı olduğu bilinen parabenden sonra alüminyumu da zararlılar listesine ekledikten sonra geriye iki seçenek kalıyor. Deodorant kullanmamak veya alüminyum ve paraben içermeyen deodorantlar bulmak. Her iki durumda da ter kokusunu önlemek için birkaç önerim var.
    Ter kokusu başta koltuk altı olmak üzere ter bezlerinin yoğun bulunduğu yerlerde oluşan nemli ve sıcak ortamı 5 yıldızlı otel gibi değerlendiren bakterilerden kaynaklanmaktadır. Bilinene göre yaşamak ve kötü kokmak dışında pek bir şey yapmayan bu bakterileri yok etmek prensipte çok kolay. Duşunuzu akşam yerine sabah almayı seçerseniz (her gün duş aldığınızı varsayarak) gece boyunca üreyen bakterilerden kurtulmuş ve gün içerisinde ter kokusu yaşama ihtimalinizi azaltmış olursunuz.

    Meryl Streep'in deodorant yerine vodkayla koltuk altını sildiğini duymuş muydunuz? Alkol bilinen en iyi dezenfektanlardan biridir. Ancak hassas ciltliyseniz tahrişe yol açabilir. Meryl Streep olayını genel kültür olsun diye söyledim aslında böyle bir şey yapın demiyorum :) Ancak alkolsüz deodorant almayı mantıksız bulma sebebimi açıklamış oldum. Alüminyumun zararını yeni öğrendiğimizi hatırlarsak, alkolün de tüm etkilerini bilmediğimizi varsayabiliriz. Yani ben şahsen alkol içeren deodorant kullanmakta sakınca görmüyorum. Ama tercih sizin :)

    Sadede geliyorum :) Ben bu anlattıklarıma uygun Alüminyum ve Paraben içermeyen iki deodorant denedim.


    Nivea ve Sebamed. Her ikisi de Paraben ve Alüminyum içermiyor. Sebamedin sprey ve roll-on formu var, bendeki roll-on. Niveanın ise sadece sprey formu var. Her ikisi de gazsız deodorant oldukları için kısmen çevre dostu olduklarını belirtebilirim. Nivea Sebamed'den daha fazla bileşene sahip ve daha hoş kokuyor. Sebamed ise kullandığı parfümün bile zararsızlığını belgelemiş durumda. Özetle Sebamed daha cilde dost ve Nivea ter kokusunu daha iyi önlüyor. Ama her ikisi de koku önlemede Alüminyum içeren deodorantların gerisinde kalmışlar. Bu da ter kanallarını tıkamamalarından kaynaklanıyor. Aslında iyi bir şey :) Bu arada Sebamed'i 22 TL'ye Nivea'yı 11 TL ye aldım.

     Bu ikisi dışında bildiğim ve tavsiye edebileceğim alüminyumsuz deodorant önerilerim de var. Incia alüminyum ve parabenle birlikte alkol ve parfüm de içermiyor. Vichy mineral deodorant ise doğal mineralli su içeriyor. Çoğu deodorant markasının kısa sürede çok da çeşitli ve geliştirilmiş formüller çıkaracağına eminim :)
      Özetle önce sağlık diyorum ve marka seçimini size bırakıyorum :)




20 Ağustos 2017 Pazar

Sivilce Sorunum ve Dermaplus MD RX Clean

    Sanırım buraya "Sivilcelerimden Nasıl Kurtuldum?" "Bebek poposu gibi bir cilt hayal değil!"gibi başlıklar atmam lazım ama bu hikaye o reklam kaygısından çok sivilce hikayemin 1 yıllık kısmını ve gerçekten son olmasını umduğum mutlu sonunu anlatıyor.
    Bundan 1 yıl önce zaten hafif de olsa sivilce sorununa sahip olan cildim çıldırmış gibi kistik sivilceler türetmeye başladı. -Kistik sivilce derinin altında oluşan ağrılı yayılmacı türdeki sivilcelere verilen isim-. Antibiyotikli 2 çeşit krem ve antibiyotik hap ile doktor gözetiminde tedaviye başladık. Tabi öncesine hormonal olma ihtimalini eledik. İşin bu kısmı kafanızı şişirmek istemediğim ve doktorunuza veya eczacınıza danışmadan kendi başınıza ilaç kullanmamanız için özendirici olmamaya çalıştığım kısım. Gerçi özenilecek bir durum yok çünkü tedavi hiç işe yaramadı.


    Bir yıl boyunca ilaçlarım ile temizleyici ve tonik dışında hiçbir şey kullanmadım. Kullandığım antibiyotiğe direnç geliştirmem de yanıma kar kaldı. Bir yılın sonunda farklı bir dermokozmetik markasına geçmeye karar verdim. Daha önce salisilik asit içeren bir ürün kullanmadığımı farkettiğim için de Dermaplus MD markasının "RX Clean" temizleyicisi ile ilk adımı atmak istedim. Cildimin vereceği tepkiye göre serum tonik ve yağ dengeleyiciyi de kokteyle ekleyip yoluma devam edecektim.

    Şuradaki yazımda bahsettiğim üzere dermokozmetikler etkin maddeler(ilaç) içerirler. Bu ürün etkin madde olarak %2 Salisilik asit (asprin benzeri ilaç) %15 de Glikolik asit içeriyor. Birçok ürünü denemek zorunda kaldığım için bu üründen de artık pek ümidim kalmamıştı. Daha doğrusu dermokozmetikler yerine daha radikal etki gösteren ve ağır yan etkilere sahip ilaçlara bile razı olacaktım. Ama tam da bu esnada sanırım mucize olarak anılması gereken olay gerçekleşti. RX Clean bütün sivilcelerimi kullanmaya başladıktan kısa süre sonra yok etti. Hatta her zamanki gibi sivilcelerin ardında iz bırakmasını beklerken çok hızlı bir iyileşme gözlemledim.
    Birkaç meslektaşıma ürün hakkında geri dönüşleri sordum ve bu güne kadar denemediğim için artık kendime kızıyorum. Kullanan neredeyse herkes sivilce sorununun tamamen çözüldüğünü söylüyor. Yani diğer çözümler işe yaramadıysa ve kistik sivilceleriniz varsa denemeye değer diyebilirim.

    Temizleyiciyi kullanmaya başladıktan hemen sonra cildim korkunç derecede kurudu. Bu bana fazla geliyor sanırım diye düşünürken birkaç gün daha beklemeye karar verdim. Kuruluk zamanla azaldı ve cildim belli bir yağ dengesine oturdu. Yine de kuru geçen günler bana serum kullanmanın fazla gelebileceğini düşündürttü. Henüz doğru karar olduğundan emin değilim ama yaklaşık 2 aydır pms günlerindeki tek tek sivilceler hariç hiçbir pürüz yaşamadım. Özellikle kistik sivilcelerin tamamen gitmiş olduğunu bildirmekten mutluluk duyuyorum :)
    Benim için mutluluk Dermaplus MD RX Clean olmuş oldu. 1 yıl boyunca hiçbir şekilde çözüm bulamadığım sivilcelerin birden gidişine hem seviniyorum hem de geri gelir diye korkuyorum diyebilirim. Yine de bu günlerde aynaya bakmak beni mutlu ediyor ve bu duygu harika.

    Şimdi neden size gidin mutlaka deneyin demiyorum kısmına gelelim; her insan özeldir. Benim bu güne kadar denediğim tedavilerin pek çoğu %80-90 başarı gösteren tedaviler olmasına rağmen bende işe yaramadı. Bu durum bir çok sebeple açıklanabilir olmakla beraber özeti; "her insan özeldir" şeklinde. Sivilcenin tipi, durumu, ciddiyeti, daha önce uygulanan tedaviler, hatta kişinin yaşı kilosu vs uygulanması gereken tedavide belirleyici etmenlerdir. Bu sebeple uzman görüşü çok önemli.
Bütün yazının özeti olarak; ben bitap düştüğüm sivilce problemimi Dermaplus MD RX Clean ile çözdüm. Eğer siz de sivilce sorunu yaşıyor, düzgün temizleyici kullanımına ve bakıma rağmen çözemiyorsanız eczacınıza veya dermatoloğunuza bu ürünün size iyi gelip gelmeyeceğini danışın. Uygun olduğunuz düşünülüyorsa ve 220TL verecek bütçeniz varsa tavsiye ediyorum :) Dilerim sizin cildiniz daha uygun fiyatlı ürünleri sever. Benimki şımarık çıktı...

15 Ağustos 2017 Salı

Dermokozmetik / Kozmetik Ürünler ve Farkları

    Bugün çok önce sözünü verdiğim vakit bulamayıp yazamadığım, kozmetik ve dermokozmetik ürünlerin farklarından bahsedeceğim. Önce kavramları tanımlayalım :)

    Dermokozmetik; 

    cilt, saç, tırnak vs gibi vücut kısımlarının bakımı için ilaç titizliğinde preklinik ve klinik testler ile hazırlanan preperatlardır. Eczanelerde satılırlar. Markalara örnek verirsek; Nuxe, Bioderma, Dr Murad, DDF, La Roshe-Posay, Dermaplus MD, Pharmaceris'i söyleyebiliriz. Soruna veya bakımın amacına uygun olarak ilaç etkin maddesi içerirler. İlaç sınıfına giren kremlerden veya diğer ilaçlardan farklı olarak içerdikleri ilaç etkin maddelerinin miktarı ve çeşidi bakımından bazı kısıtlamalara tabiidirler. Eczane satış ruhsatı gibi belgelere sahiptirler.

    Kozmetik;

    aynı vücut kısımlarının bakımı için hazırlanan dermokozmetiklere nazaran daha az kontrole tabii tutulan, semt pazarında bile satışına izin verilen, ilaç içermedikleri gibi cilde zararlı koruyucu veya benzeri maddeler içerebilen ürünlerdir. Genelde en çok bilinenler tarım bakanlığı onayı almış olanlardır. Diğerlerini Allah bilir diyebilirim :) Dermokozmetiklere göre çok daha uygun fiyatlı olmalarının sebebi ise satış öncesi testler bakımından yetersiz olmaları böylece firmanın Ar-Ge çalışmalarında fazla masraf harcamamış olmalarıdır.

     Tanım yazmak niyetiyle olayın aslını baya baya anlatmış bulundum :) Biraz da geleceğini tahmin ettiğim sorulara cevap vermeye çalışacağım. Eğer farklı bir sorunuz varsa yorumlara belirtmeyi lütfen unutmayın.

dermokozmetik ile ilgili görsel sonucu

    Bu anlattıklarınıza göre kozmetikler kötüdür dermokozmetikler iyidir diyebilir miyiz? 

    Genelleyecek olursak kozmetikler daha az kontrol edilen ve ilaç içermeyen ürünlerdir. Bitkisel içerikli olsalar bile bu bitki ektraksiyonları kontrolsüz gerçekleştiği için içeriğindeki yararlı bileşenler bozulabilir. Ancak fiyat performans açısından bakılacak olursa bazen dermokozmetikler kozmetiklerin gerisinde kalabiliyor. Yine de ekonomik olacağım derken zararlı ürünler kullanmamak amacıyla iyice araştırmak gerekiyor

    Kozmetiklerin kullanılması gereken durumlar nelerdir?

    Maddiyattan girdik devam edelim, eğer dermokozmetik bir ürünü karşılamaya bütçeniz el vermiyorsa kozmetiklerden önce bitkisel çözümler düşünülmeli. Örneğin sivilce sorununuz varsa kil maskesi, yaşlanma veya kuruluk probleminiz varsa nemlendirici olarak bitkisel yağlar tercih edilebilir. Birkisel çözüm bulunamazsa eczacınızın tavsiyesi üzerine uygun fiyatlı eczane ürünleri de tercih edilebilir. Örneğin, sivilce için sebamed sabunu kullanmak gibi... Ama alternatifi olmayan; örneğin güneş kremi almak niyetindeyseniz ve uygun fiyatlı ürün istiyorsanız kozmetiklere yönelebilirsiniz. Ama bu durumda da içeriğini ve markayı iyice bir araştırmak gerekmektedir.

kozmetik ile ilgili görsel sonucu

    Makyaj ürünü olarak neler tercih edilmeli?

    Dermokozmetiklerin de renkli makyaj ürünleri mevcuttur. Aman 2 gr bir şey kullanılıyor zaten içeriğin ne önemi var diyenlere küçük bir bilgi: bir kadın ömrü boyunca 3kg ruj yer. Rujların içerisinde kullanılan adi renklendiriciler ağır metaller içerir ve bu metaller karaciğerde birikir. Hadi tamam rujun pahalısını alalım da göz farının ucuzunu alsak nolacak sanki diyorsanız da blefarit, konjunktivit gibi kelimeleri google'layarak kısa vadeli tehlikeyi görebilirsiniz. (Dikkat görüntüler rahatsız edici olacaktır.) Fondöten pudra vs gibi malzemelerin sonuçlarını ise tahmin edebilirsiniz.
    Sonuç olarak benim tavsiyem içeriği ve markayı kontrol etmek suretiyle temiz ve sağlıklı olmak şartıyla kozmetikler de tercih edilebilir. 

    Dermokozmetik alırken nelere dikkat edilmeli?

    Dermokozmetik ürünler fiyat olarak çok çeşitlilerdir. Bazı markalar 50tl civarında ürünlere sahipken bazı markalar binlerce lira değerindedir. Bu genel olarak markaların Ar-Ge çalışmalarına harcadıkları para, hammaddelerin kalitesi gibi giderlerle alakalı olduğu kadar marka bedeliyle de alakalıdır. Yine de pahalı ürünler daha iyidir demek pek doğru olmaz. Zira dermokozmetik ürünlerin en çok beğenilen ve maksimum yarar sağlananları farklı fiyat gruplarından ürünlerdir. Bu sebeple eczacınıza danışarak cilt tipinize uygun ürünü seçmek ve almadan önce içeriğini araştırmak çok önemli.

    Dermokozmetik ürünleri nereden almalıyız?

    İnternetten alınan dermokozmetik ürünlerin %50 sinin sahte olduğunu biliyor muydunuz? Ayrıca eczacılar aynı ürünleri farklı kişilere sattıkları için hangi cilt tiplerine nasıl fayda sağladığını iyi bilirler. Yani ürün alırken aynı zamanda danışmanlık hizmetinden de faydalanırsınız. Ayrıca cilt analizi yapan eczaneleri tercih etmenizi tavsiye ederim. 
Özetle içeriğinde ne olduğunu bilmediğiniz kozmetikleri asla kullanmayın. Aksi halde cilt bakımı yapıyorum sanırken kendinizi zehirleyebilirsiniz. Ama tabii ki güzellik düzenli bakımla mümkündür :)
Güzel günler :) 

10 Temmuz 2017 Pazartesi

Lancome'un Komik Reklamı - Monsieur Big Maskara

    Böyle bir şey için blog yazısı yazılmaz, kötü sözler bile söylesen ürünlerinin reklamını yaparsın boşver diye diye kendimi tuttum bir müddet. Ama Instagram'a reklam verdiklerini görünce artık dalga geçmeden duramayacağımı anladım. Öncelikle sizi, hangi kafayla çekildiğini merak ettiren Lancome reklamını izlemeye davet ediyorum...



    Ne kasdettiğimi farkettiniz mi? Takma kirpik etkisi diyerek çok büyük bir cesaretle bir göze takma kirpik bir göze rimel uyguluyor model kızımız. Zaten modelin kirpik modelliği yapması tamamen hata ama o kısma hiç girmeyeceğim.


    Kızımız kirpiği pıt diye takınca "oha ne güzel taktı" demiş içten içe kıskanmaya başlamıştım ki aslında takamadığını görene kadar. Kirpik resmen havada duruyor! Ayrıca seyrek bir kirpik seçerek kendi maskaralarını daha dolgun göstermek istemişler sanıyorum ama ben kirpiğin doğal duruşuna bayıldım. 
    Sıra geldi işin rezillik kısmına. Lancome bey ne yapıyorsunuz? Bu nedir? Topak topak, yapışmış, saçma sapan bir görüntü. Benim canım ciğerim rimelim Max factor False Lash(30tl civarı) bitmek üzereyken ve kurumaya başladığında bile böyle çirkin bir sonuç vermiyor yani. Ayrıca Allah aşkına kaç kat sürdünüz şunu?
     Markasına para verilen ürünlerin başında yer alıyor Lancome. Özellikle 100TL gibi bir fiyatı kesinlikle haketmiyor. Bir ben mi bu kadar güldüm bu reklama diye merak edip yorumlara da baktım. Millet şaşkın!


    Deneyen kullanan varsa yorumlarını duymayı çok isterim. Zira ben deneyeceğimi hiç sanmıyorum :)


3 Haziran 2017 Cumartesi

Üniversite Öğrencisi Olmak - 3 | Son Sınıf

     Son sınıf olmak artık üniversiteli gibi hissetmeyi bıraktığınız aşamadır. Mesela kampüse her girişinizde alt sınıflara kardeşleriniz gözüyle bakmaya başladığınızı, geçirdiğiniz her günü özleyeceğinizi fark edersiniz. Çünkü artık her şeyin sonuna gelmişsinizdir ve 7 yaşından beri uğruna çalıştığınız çabaladığınız günler yalnızca 1 yıl uzaktadır. Öğrenciliğin ne kadar güzel bir şey olduğunu fark etmeye başlarsınız. Yine de hayallerinizi süsleyen 1 numaralı şey artık diplomadır.
    Bitirme tezi yazılan bir bölümdeyseniz yaptığınız seçim sonucunda nur topu gibi bir tez konunuz ve tez hocanız olmuştur. Bu hoca bazen arkasından küfürler ettiren biri olur bazense benimki gibi birlikte alışverişe gidebileceğiniz dünya tatlısı bir profesördür. Literatür taramasının ne olduğunu, tez yazım kurallarını, çeviri yapmanın zorluğunu ve jüri önünde sunum yapmanın heyecanını öğrenirsiniz. Bende olaylar nasıl ilerledi merak edenlere biraz bahsedeyim.


    İlk başta hocanın yanında ziyadesiyle gergindim. Bir de sanki kadının alzeimerı varmış gibi yanına her gittiğimde kendimi tanıtıyordum. "Kim olduğunu öğrendim artık söyleme lütfen" diyene kadar bunu yapmaya devam ettim. İster inanın ister inanmayın unutan hocalar da mevcut. Yine de kendi hocama gerizekalı muamelesi yapmasam daha iyiydi sanırım. Örnek tezlere bakınca "bunu yazan öğrenci nasıl başarmış ya ben yapamam!" diye triplere girdim başta. Sonra hocanın yönlendirmesiyle daha önce konumla alakalı yazılan tezleri inceledim vs derken zamanla çorap söküğü gibi ilerledim. Hocamın ricası üzerine Nisan ayında bir kongrede tezimle ilgili sunum yaptım. Bu aşamada da bana Yüksek lisans öğrencisi yardımcı oldu. Kongre sunumundan sonra jüri önünde bitirme sunumu yapmak pek de zor olmadı. Ama yine de şık resmi kıyafetler giyip topukluları geçirip yıllarca bana ders anlatan 4 ayrı hocaya sunum yapmak heyecan vericiydi.
Balonuzda Ziynet kadar şanslı olabilmeniz dileğiyle...

    Tüm bunlar olup biterken 2. döneme serpiştirilmiş şeker tarihlerimiz vardı. Bunlar fotoğraf çekimi, balo, mezuniyet provası gibi günlerdi. Bu şeker günler geldikçe arkadaşlarınızdan ayrılacak olmanın acısı daha gerçek bir his haline geliyor. Ne kadar fotoğraf çektirseniz az, ne kadar sarılsanız yetmez, özleyeceksiniz. Ama çok da şeyapmayın görüşmek isteyen görüşür yani :)
    Ben bir de akıllılık edip mezuniyet komisyonuna girdim. Neymiş efendim kendi mezuniyetimde söz sahibi olup her şeyin güzel olmasını sağlayacakmışım. Aman siz böyle bir hataya düşmeyin. Boşverin başkası yapsın. Neden mi? Eller kadir kıymet bilmiyor sevgili okurlar...

     O elbise alışverişlerinin sizi yıpratmasına da izin vermeyiniz. Kendinizi sınıf arkadaşlarınızla da kıyaslamayınız. Emin olun o güzel elbisenin içinde yürekleri hoplatan bir peri kızı oldunuz! Ah şimdiden özledim o geceyi. Hem eğlendik hem de anı videosu sayesinde ağladık. Ama asıl göz yaşlarımızı kep törenine sakladık.
    Evde kalıyorsanız evinizi toplayıp elektrik su aboneliğini kapatacağınız, yurtta kalıyorsanız eşyalarınızı alıp yıllardır yaşadığınız şehri terkedeceğiniz an gelince hüznü hissedeceksiniz. Ailesiyle yaşayanlar bu noktada çok şanslı ama yine de dostlarının gidişini görmek de üzücü. Kampüsten son çıkışımızda videolar çekişimizi unutmuyorum. Artık her şey anı haline gelmeye başladı bile!
    Kep törenimi eczacılık yeminimi ve mezuniyet sonrası psikolojisini bir sonraki yazımda anlatacağım sevgili okurlar.

31 Ocak 2017 Salı

Pirinçten Un ve Pirinç Keki (Tteok/떡) Tarifi

    Yarıyıl tatilinin gelmesiyle bol bol Kore dizisi izleme fırsatım oldu. Mutfağa ve özellikle ülke mutfaklarına olan ilgim sebebiyle de sürekli olarak Kore yemekleri dener başarılı olduklarımı da sevdiklerimle paylaşırdım. Bu kez Kore yemeğini değil, tarifimi paylaşacağım :)


    Tteokbokki isimli yemeği Kore dizisi izlemeyi sevenler duymuştur diye tahmin ediyorum. Acılı biber salçası ile hazırlanan pirinç keki yemeği. Temelde pirinç keki, su, nişasta, ve Kore acılı biber salçası içeriyor. Tarifi zenginleştirmek için içerisine, kimchi, lahana, yeşil soğan, yumurta gibi şeyler de eklenebiliyor. Peki nedir bu pirinç keki?


    Asya ve Kore marketlerinde hazır olarak bulabileceğiniz gibi aşağıda vereceğim çok basit tarifle kendiniz de hazırlayabilirsiniz. İçerisinde pirinç unu, su ve tuz ve yardımcı olarak da susam yağı var.
    Daha önceki denemelerimde birkaç farklı firmanın pirinç unlarını kullanıp her birinden ayrı ayrı sonuçlar aldım. Sebebi ise içerisine karıştırdıkları nişasta. Pirinç keki oldukça basit bir tarif olduğu halde pirinç ununun gerçek pirinç unu olmaması sebebiyle siz de sorun yaşamak istemiyorsanız güvendiğiniz bir marka veya ev yapımı pirinç unu kullanabilirsiniz. 

    Pirinç Unu Tarifi

    İstediğiniz kadar osmancık veya baldo pirinci iyice yıkayın. Yıkama suyu berraklaşana kadar yıkama işlemine devam edin. 
    Nişastası giderilen pirinci akşamdan suyla bekletin. 
    Yaklaşık olarak 8-10 saat suda bekledikten sonra süzün. Süzgeçte yaklaşık bir saat bekletin. Suyunu süzebildiğiniz kadar süzün.
    Daha sonra bir mutfak robotu veya kahve öğütücü yardımıyla un haline getirin. 
    Sonuç olarak elde ettiğiniz un yüksek oranda nem içerdiğinden dolayı dondurucuda muhafaza etmelisiniz.

    Pirinç Keki (Tteok/떡) Tarifi

       Malzemeler:
  • 2 Su bardağı pirinç unu
  • 3/4 Su bardağı su
  • Tuz
  • Susam yağı
     Tarifi:

    

    Yukarıda tarifini verdiğim şekilde hazırlanan pirinç ununun üzerine suyu ve tuzu ilave edin. 
    Hamur haline gelene kadar karıştırın. Lor peyniri gibi görünen ancak yumuşak kıvamda bir hamur elde edeceksiniz.

    Üzerini streç filmle kaplayın, streç filmin bir köşesine hava alabilmesi için boşluk bırakmayı unutmayın. 
    Mikrodalgada 800Watt 2 dakika ısıtın.
    Çıkarıp karıştırın.
    Streç filmi tekrar örtüp 2 dakika daha aynı şekilde ısıtın.


    Mikrodalgadan çıkarıp hamuru susam yağı sürdüğünüz tezgahınıza alın.
    Bir tokmak veya düz bardak altı yardımıyla hamuru dövün. Bu işlemi uzun süre yaparsanız daha düzgün görünen pirinç kekleri elde edersiniz.
    Daha sonra hamuru silindir biçiminde ellerinizle yumarlayın. Daha kolay yapabilmek için hamuru birkaç parçaya ayırabilirsiniz



    Silindir şeklindeki hamurunuzu parmak inceliğine getirdikten sonra bırak yardımıyla uzun çubuklar halinde kesin. (Boyutu kişiden kişiye değişir tam bir standardı yok. Gönlünüzden geldiği şekilde kullanabilirsiniz)
    Pirinç kekiniz hazır! 

    Böylece evde hazırda bulunan pirinci pirinç kekine dönüştürmüş olduk. Pirinç kekleri yardımıyla TTeokbokki dışında başka tarifler de yapılabiliyor. Ayrıca Uzak doğu usulü tatlılarda kullanılan pirinç unları için yapışkan pirinç(glutenous rice) kullanabilirsiniz.
    Yakında TTeokbokki tarifini de paylaşacağım :)

Not: Diyet günlükleri paylaşan kız gitti yerine yemek tarifi paylaşan kız geldi diyen var mı? Eczacı Kız diyet de yapar Kore yemeği de :))
Not 2: Görsellerdeki tarif yarım ölçüyle hazırlanmıştır.



24 Ocak 2017 Salı

Kredi Kartı Yerine Geçen Kart:


    İnternet üzerinden alışverişlerde ve özellikle 3D Security olmayan alışveriş sitelerinde güvenlik açıkları söz konusu olabiliyor. Ben düşük limitli üniversite öğrencilerine özel olan İş Bankası kredi kartımı "aman ya ne olacak" rahatlığında birkaç tane yurt dışı merkezli ve 3d security olmayan sitede kullandım. Üzerinden de aylar geçti. İki gün önce İş Bankasından aradılar. Kart bilgilerimin kopyalandığını bu sebeple şifresiz alışverişe kapatıldığını söylediler. Ve ayrıca kartımın tamamen kapatılması ve yenisinin gönderilmesi gerektiğini de söyleyip işlem için benden onay aldılar. Yani öğrenci kredi kartım çöp oldu. Neyse ki maddi bir kaybım yok.

    Blippo.com'dan Japon kendin yap şekerleri alıp Youtube kanalımda videolarını paylaştığımı önceki yazılarımı okuyanlarınız biliyor olabilir. Yeni gelenler de şuradan kanalıma ulaşabilir :)
    Blippo da kullandığım bir çok 3D Security'siz sitelerden biri. Bu sebeple Blippo ve diğer sitelerden güvenli bir şekilde alışveriş yapabilmenin yollarını arıyordum. Daha önce bir okurumun yorumlarda bahsettiği İninal kart geldi aklıma. Nasıl çalıştığını ve ücretleri araştırdım. İşimi göreceğine karar verince de gidip aldım.
    Bu yazımda size İninal kartın ne olduğundan ve nasıl kullanıldığından bahsetmek istiyorum. Belki bu yazıyla başınıza böyle dolandırıcılık vakalarının gelmesine engel olurum :)
Not: Bu yazı hiçbir sponsor tarafından desteklenmemektedir.

    İninal kart Master Card'ın geçerli olduğu her yerde geçerli. Buna kredi kartı ile alışveriş yapılan internet siteleri, 3D Security isteyen veya istemeyen siteler ve mağazalar da dahil. İninal kartı Migros PTT, D&R, Tansaş, Teknosa ve Yay Sat satış noktalarından alabilirsiniz. Ayrıca internet satışları da var. Satın alırken TC kimlik numaranız ve isim-soyisminiz isteniyor. (Kartı alabilmek için 
    Kart şu şekilde kullanılıyor: ilk olarak 5tl kart bedeli vererek kartı satın alıyorsunuz. Daha sonra Migros PTT, Tansaş, Ing Atm, ParaMara ve Yay Sat'tan tek seferde maksimum 300TL olmak üzere istediğiniz miktarda para yükletiyorsunuz. (Atmler dışındaki seçeneklerde 25TL ve katları şeklinde yükletebiliyorsunuz.)
    Eğer 3D Security ile alışveriş yapacaksanız ininal.com üzerinden "kart kişiselleştirme" işlemi yapmanız gerekiyor. Böylece telefon numaranız da sisteme işleniyor. Kartınızı kişiselleştirdikten sonra aylık kart limitiniz 750 TL oluyor. Bu limit kredi kartlarından çok daha farklı. Ayda maksimum 750 TL yükleyebileceğiniz anlamına geliyor.

    Kartın özellikleri ve nasıl kullanılacağı anlaşıldığına göre ücretlerden bahsedelim
    Kartın bedeli yukarıda söylediğim gibi 5TL. Bununla birlikte aylık olarak kartınızda para bulunması halinde aidat bedeli olarak 2TL çekiliyor. Eğer o ay kartınızda para yoksa; kartınızın o ay kullanılmadığı şeklinde değerlendirilerek aidat bedeli çekilmiyor. Yani 0TL'niz varsa aidatı çekip sizi -2'ye falan düşürmüyorlar. İsterseniz kartınızda aylarca para olmasın, kullanmayın; daha sonra karta para yüklediğinizde yalnızca yüklediğiniz ayın aidatını çekiyorlar. İşte bu benim kartı almaya karar verdiğim an olmuştu :)
     Maalesef bir de yükleme bedeli diye bir şey var. İlk para yükletmeniz dahil tüm yüklemelerinizde bir yükleme bedeli söz konusu. Bu da nereden yüklettiğinize bağlı değişiyor.
    PTT Şube ve ATM'lerinde                    - Yatırılan tutarın %2'si
    Migros, Migrosjet, Tansaş ve YaySat   - 2TL (Bakiyeden düşüyor)
    ING ATM ve ParaMara                        - ÜCRETSİZ
     Bir ücretsiz seçeneği mevcut yani :) Kartınızı ATM'lerde ve Pos cihazlarında kullanacağınız zaman kart şifresi olarak 16 haneli kart numaranızın son 4 hanesini kullanıyorsunuz. Şifrenizi de PTT matiklerde değiştirebiliyorsunuz.

    Sanırım temel şeyleri söyledim :) Ben kartımla ilk Blippo alışverişimi bugün gerçekleştirdim ve bir sorun yaşamadım. Aklınıza takılan sorular olursa cevaplamaktan keyif duyarım :)

16 Aralık 2016 Cuma

Toni & Guy Damage Repair Maske | İnceleme

    Bir aya yakın süredir kullanıyorum Toni and Guy Damage Repair maskesini. "Şuradaki saç bakım rutinim" yazısında kısa bir bilgilendirme yazısı yazmıştm göz atmak isterseniz.

    Kutunun üzerinde çok detaylı bir kullanım önerisi yoktu. Ben haftada 2-3 gün temiz saçlarıma saç uçlarından başlayarak ve masaj yaparak uyguladım. 5 dakika bekledikten sonra duruladım. Saç kremlerinde olduğu gibi bu maskeyi de saç diplerime kullanmadım.
     İlginç bir şey oldu. Saç köklerime uygulama yapmamama rağmen saçlarımın daha hızlı uzadığını farkettim. Ürünün hasar onarıcı oluşu dışında bir tanıtımını görmediğim için böyle bir etki olacağını beklemiyordum. Doğrusu pek işime gelmedi çünkü saçlarım boyalı ve sürekli dip boyayla uğraşmak istemiyorum. Ayrıca saçlarım doğal olarak da yeterince hızlı uzadığı için daha da hızlı uzaması beni mutlu etmedi. Ama sizin üründen böyle bir beklentiniz varsa sanırım bu müjdeli haber :)
    Kükürtün de saç için onarıcı ve saç derisi için yenileyici olduğunu duymuştum. Birkaç yıl önce kullandığımda saçlarımı kazık gibi yaptığı için bir daha asla saçıma kükürt sürmedim. Bu olaydan aldığım tek ders onaran ürünlerin saçları yumuşak ve parlak yapmak gibi bir derdi yok :)
    Bu yüzden olsa gerek bu maske de saçlarımı yumuşatmadı. Tabi kükürt gibi sertleştirmedi ama "John Friedanın onarıcı saç kremi" gibi yumuşatmasını kolay taranmasını falan bekliyordum. Öyle de olmadı, şampuandan bir tık daha fazla yumuşattı ve nemlendirdi.

    Asıl beni cezbeden etkisi ise şu oldu; "Boyanın saça etkisi" yazısında bahsettiğim üzere saçın en dışndaki kutikula isimli koruyucu dış tabakanın boya tarafından açıldığını ve hasar gördüğünü biliyoruz. Boyadan sonra saç telimin üzerinde parmağımı aşağı yukarı oynatarak kutikulamın nasıl da palmiye ağacı yaprakları gibi açıldığını hissediyordum. Maskeyi kullandıkça bu his saçlarımın boyasız olduğu günlerdeki gibi daha pürüzsüz olmaya başladı. Mikroskopta inceleme fırsatım da olamayacağı için bununla yetinelim :)

    İçerik İncelemesi

   Bu hususta benim gözümde sınıfta kaldı. İçerisinde kanserojen sülfat, petrol türevleri, silikon gibi zararlı maddeler ne yazık ki var. Ben bu sebeple tekrar almamaya karar verdim.

Fiyatı yaklaşık 50 TL idi. Daha uygun fiyatlı ürünlerin daha etkili ve daha temiz içerikli olabileceğini düşünüyorum...



15 Aralık 2016 Perşembe

Bir Artı Bir | Okuduğum Kitaplar

     Bu kitaba başlayalı sanırım bir iki ay kadar oldu. Bir türlü vakit ayırıp okuyamadım. Geceleri uyumadan önce birkaç sayfa okuma şansım oluyordu yalnızca. Dün nihayet bitirdim.
     Bu kitaba vakit ayıramamamın asıl sebebi sanırım sürükleyicilik sorunu oldu. Jojo Moyes'in "Senden Önce Ben" ve "Senden Sonra Ben" isimli kitaplarını okuduktan sonra yazarı başarılı bularak bu kitabın e-kitabını satın almıştım. Ancak beklentimin altında olduğunu ne yazık ki belirtmeliyim.


     Senden Önce Ben serisi iki kitap da çok başarılı ve sürükleyici oldukları için belki de çıtayı çok yükseğe koymuştum. Yani sorun biraz da benim beklentilerimde sanıyorum.
     Bu roman hakim bakış açısıyla yazılmış olsa da her bir bölümde karakterlerden birine odaklanarak anlatım yapıyor. Jess ismindeki genç yaşta anne olmuş zorluklarla mücadele eden ve talihsizliklerden bir türlü kurtulamayan son derece iyi kalpli bir kadının, Tanzie isimli matematik dahisi kızı ve "Gotik Oğlan" lakaplı Nicky adındaki sıradanlıktan çok uzak olan üvey oğlu ile olan yaşam mücadelesinden bahsediyor. Ve bir de Ed var. Ed bir yazılım şirketi sahibi lüks içinde yaşayan uzaktan bakılınca sorunsuz görülen ancak kendi içinde çok büyük dertlerle başa çıkan bir iş adamı.
Sen ve beni toplasak sonuç ne olur?

Tatlı bela bir kadın…
İki çocuğuna bakmak için deliler gibi çalışan ve baharın gelmesini dört gözle bekleyen Jess Thomas bugüne kadar hayatındaki tüm zorlukların üstesinden tek başına gelmiş. Ama artık birinin ona yardım istemenin kötü bir şey olmadığını anlatması gerekiyor…

Ve hayatı alt üst olmuş bir yabancı…
Yıllar boyunca çalışıp kazandığı her şeyi kaybetmesine neden olabilecek inanılmaz bir hata yapan Ed Nicholls bir uçurumun eşiğinde. Hatasını telafi edebilmesi için tek bir kurtuluş yolu var ve o yol da büyük bir maceranın içinden geçiyor…

Sonuç…
Jess birine borçlu kalmak istemeyecek kadar gururlu, Ed ise kendi sorunlarından başka hiçbir şeyi görmüyor… Peki, apayrı dünyalara ait bir kadın ve bir adam yan yana geldiğinde beklenmedik bir sürpriz gerçekleşebilir mi?
    Bu dört karakterin yolları son derece tuhaf bir şekilde kesişiyor. Yol dediğim gerçekten yol. Birlikte çıkacakları anormal bir yolculukta bildikleri dünya artık değişiyor ve eve döndüklerinde her şey eskisinden daha karmaşık hale geliyor.
    Bir artı bir ismi bu kitaba çok yakışmış. İki zıt kutbun bir araya geldiği bir öykü...
    Bana sinir krizleri yaşatan aşırı bahtsız bir hayat süren Jess'in burnu gerçekten de beladan kurtulmuyor. Tam iyi bir şey oldu derken kadının başı yine bir başka sıkıntının içine giriyor. Çok ciddi maddi sıkıntılar yaşıyor ve sürekli kendimi aynı sıkıntıyı hissederken buluyorum. Belki de kitabın sürükleyiciliğiyle ilgili yaptığım eleştirinin kaynağı buradan geliyor.
     Bu kitap bol baharatlı bir hint yemeği gibiydi. Yerken boğazımın yandığını hissettiğim fakat sonra ardında bıraktığı lezzete bayıldığım türden. Kitap bitince hissettiğim tek şey bir başka Jojo Moyes kitabı daha okumam gerektiğiydi. Vakit ayırmaya okumaya sonuna kadar değecek bir öykü. Tavsiye ediyorum :)


14 Aralık 2016 Çarşamba

Biraz Şımaralım Mı? | Evde Spa

    Kışın soğuk ve kasvetli havasının daha da ağır hissedilmeye başlandığı şu günlerde kendimize ayıracağımız bir saat ile canlanıp rahatlamak için Spa çok güzel bir seçenek.
     Evde spa deneyimi yaşamanız için güzel ve kolay bir yol paylaşmak istiyorum. Malzemelerimiz;
  • Ayak banyosu hazırlamak için kap ( Watsonstaki şişme pedikür tankları ideal :))
  • Bir-iki damla aromaterapötik Lavanta Yağı (Rahatlatıcı etkili hoş kokulu bir yağ)
  • Bir fincan kahve (Biraz tarçın, çok az zencefil ve çok az da karanfil tozuyla kış kahveniz hazır!)
  • Sevdiğiniz bir kitap
  • Kokulu mumlar (ambiyans önemli :) )
  • Ve hoş müzikler...
   Şöyle bir saat arkanıza yaslanın. Ayaklarınızı hazırladığınız hoş kokulu aromatik suyun içine bırakın. Elinize sevdiğiniz kitabınızı ve bir fincan kahvenizi alın. Aşağıda önerdiğim müziği de açmayı unutmayın. Bir kaç da kokulu mum işte tamamdır!


    Sizin hayatınızda sizden önemli hiç bir şey yoktur bunu unutmayın. Sınavlar sizin sınavınız olduğu için önemli, aileniz sizin aileniz olduğu için kıymetli, işinizin siz olmasaydınız bir anlamı olmazdı. Çağın en önemli hastalık sebepleri arasına giren stresle baş etmenin en iyi yolu yine kendinize yönelmenizdir. Yüklenmeyin kendinize bu kadar. Şu ana kadar geçirdiğiniz ömrünüzü düşünün, ne kadar da çabuk geçmiş öyle değil mi? Öyleyse şu ana da biraz odaklanın. Hayatın tadını çıkarın. Sorumluluklarınızı yerine getirecek enerjiyi bulamıyorsanız kendinize yüklenmek yerine rahatlayın. Sakinleşin, mutlu olun. Küçük küçük şeylerin tadını çıkarın. Böylece kendinizi daha iyi hisseder ve işlerinizi daha kolay yoluna koyarsınız.
    Elinizde ki imkanların bir önemi yok. Biraz kendinizi şımartın. Mutlu olun sevgili okurlar, Mutlu Olun...


12 Aralık 2016 Pazartesi

Bir Yudum Kitap

    Birkaç ay önceydi sanıyorum, Sevgili Nabrutun yazısında görüp fikre bayılarak abone oldum bu sisteme. O gün bu gündür her sabah okula veya işe giderken açar okurum günlük pasajımı. Kitap okuyamadığım, yoğun olduğum dönemlerde su gibi serpiliyor bu satırlar yüreğime

   Öncelikle kuruculara kocaman teşekkürler sunarak tanıtımıma başlıyorum :)


      www.biryudumkitap.com adresine girip isim ve e-posta bilgilerinizi girerek kolayca üye oluyorsunuz. Daha sonra size her sabah günaydın dilekleri eşliğinde seçme kitaplardan pasajlar veya şiirler gönderiyorlar. Öyle güzel seçiyorlar ki bu kısımları; kitap hakkında kolayca fikir sahibi olabiliyor ve bahsedilen konuyu ötesi-berisiyle anlayabiliyorsunuz.



    Bu bana geçen sabah gelen mail. Her sabah ilgiyle okuyorum bu mailleri. Bazı günler kahvemin çayımın yanında,bazı tembel günlerimde yatağımın sıcaklığında, bazı günler de yolda. Kitap okumaya vakit ayıramadığım dönemlerde avuntum, kitap arandığım dönemlerdeyse yardımcım oluyorlar. Hiçbir kitap kötü sayılmamalı ama bu sistemin editörleri özenle en güzel kitaplarla hazırlıyor mailleri.
     Böyle güzel işleri övmek ve paylaşmak bizim boynumuzun borcudur diye görüyorum. Umarım birilerinin bu güzel işten haberleri olur ve yeni okurlar kazanırlar. Unutmadan belirteyim sistem tamamen ücretsiz.








Isıtıcı Bantlar - Sıcak ve Soğuk Kompress

    Yine yanlış değerlendirilen bir uygulamaya savaş açmış durumdayım!
    Regl günlerinizde siz de battaniyelerin altına saklanan, sıcak su torbaları veya ısıtıcı bantlardan medet umanlardansanız ne yazık ki siz de yanlış yoldasınız.

   Adet sancısı için sıcak uygulamayı öneren ve önermeyen iki farklı kesim söz konusu. Bunun sebeplerine detaylı olarak bakalım...

PMS - Pre Menstrüel Sendrom



    Regl gününüzden önceki son bir haftayı kapsayan zamandır. Bu süreç içinde hiçbir sıkıntı çekmiyorsanız çok şanslısınız, PMS yaşamıyorsunuz demektir. Eğer bu süreç içerisinde meme dokusunda hassasiyet, sebepsiz sancılar, genel yorgunluk, ruh hali değişimleri, baş ağrısı ödem ve kas ağrıları gibi sorunlar yaşıyorsanız PMS yaşayan birisiniz demektir. Bu konuda kesin bir çözüm ne yazik ki mevcut değil. PMS bir hastalık da değildir. Kadınların 3'te 1inde görünen son derece yaygın bir sendromdur. Hatta kadınların %85i ömrünün bir döneminde PMS sorunu yaşar. PMS tedavisi semptomatik yani belirtilere yöneliktir. En belirgin ve en çok şikayet edilen 4 durum sancı, duygu durum bozukluğu, sivilce ve iştah. İştah konusunda tavsiyem tarçın tüketmeniz yönünde. Duygu durum bozukluğu için günde bir parça bitter çikolata :) sivilce için bir SOS önlem olarak buz ve düzenli kullanım için cilt temizleyiciler. 
    Gelelim sancı sorununa. Sıcak kompres yani yukarıda da bahsettiğimiz üzere sıcak su torbası veya ısıtıcı bantlar gibi çözümler sancı için iyileştiricidir. Ancak bunu yalnızca Regl olmadan önceki günlerdeki sıkıntılarınız için kullanmalısınız. Regl günlerinde sıcak uygulama kanamayı arttıracağı için şikayetlerinizi de arttırır. Yani kaş yaparken göz çıkarırsınız. 
    Kanamalı günlerde yaşanan sancı içinse en efektif çözüm ağrı kesiciler. Bu konuda ağrı kesici tercihi çok önemli. Non Steroidal Anti İnflamatuarlar olarak adlandırılar (Maalesef örnek isim veremiyorum) kanamanın kesilmesine ve adet döngüsünün sabote edilmesine neden olduğu için tavsiye etmiyorum. Analjezik ürünler ise etkinlik konusunda yetersiz kalıyorlar. En doğru seçim Anti spazmodik analjeziklerdir. "Ben nerden bilicem hangi ilaç antspmdkanjlkjk? " diyor gibisiniz :) Eczacınızdan rica ediniz kesinlikle yardımcı olacaktır :)

    Sıcak Kompresin Diğer Kullanım Alanları

    İncinme, burkulma, zedelenme gibi sebepler haricinde gerçekleşen, romatizmaya veya yorgunluğa  bağlı gözlenen kas ve eklem ağrılarında sıcak kompres son derece etkilidir. Dışardan gözlenen kızarma, şişme, ısınma ile seyreden ağrılar enflamasyon ağrıları olduğu için sıcak kompres durumu kötüleştirecektir. İnflamasyon tanısını kendi kendinize asla koymayınız. Yalnızca şüphelenmeniz durumunda sıcak kompresten kaçınmanız için verdiğim bir bilgidir.  Lütfen doktorunuza veya eczacınıza danışınız.
    Sebebi bilinmeyenler dışında sancı şeklinde gözlenen karın ağrıları için de sıcak kompres faydalıdır. Soğuk algınlığı, nezle, grip gibi durumlarda el ve ayak tabaklarına uygulanacak sıcak kompres kişinin vücut ısısını dengelemeye yardımcıdır.

    Soğuk Kompresin Kullanımı

     Soğuk kompresin en bilinen örneği ateşli hastaların alnına koyulan ıslak bezlerdir. Vücut ısısını dengelemek amacıyla ateşli hastalık geçiren kişilerde tercih edilebilir. Ama tabii ki asıl yapılması gereken ateşi değil öncelikle hastalığı tedavi etmektir. PMS döneminde çıkan sivilceler genel olarak enflamasyonlu sivilceler olduğu için soğuk kompres sivilcenin ilerlemesini engeller.
     Bunun haricinde incinme, burkulma, zedelenme gibi durumlarda soğuk kompres faydalıdır. Ama yine de siz doktora gidin :)


11 Aralık 2016 Pazar

En İyi Siyah Nokta Temizleyici Bant

    Pek siyah nokta problemim olmasa da bu ürünler piyasaya ilk düştüğünden beridir kullanıyorum. Cildimi temizlemek ve siyah noktalardan arındırmak için genellikle peeling öncesi kullanmayı tercih ediyorum. Böylece açılıp siyah noktalardan arınan gözeneklerimi peeling ile tamamen temizleyip ardından da gözenek küçültücü tonik ve daha sonra da krem uygulayarak bakımımı tamamlıyorum.
    Siyah nokta bantlar size kalıcı veya uzun etkili sonuçlar vermez. Bu sebeple bant kullanımızın ardından yüzünüzün temizlik ve bakımına önem vermelisiniz. Ciddi siyah nokta problemleriniz varsa bant uygulamasından sonra siyah nokta giderici temizleyiciler veya kalıplar kullanabilirsiniz.
    Bugün 6 farklı markanın ürününü kıyaslayacağım. Daha net olabilmesi için kendi beğenilerim yönünde geriye doğru sıralıyorum.

    6. BİOFLEX






   Ürün gamı acilen değiştirilmeli. Bu bir siyah nokta temizleme ürünü değil. Bant bile değil. Kullanım talimatı diğer bantlarla aynı olsa da asla tam yapışmıyor. Bu güne kadar kullandığım tüm markalardan daha sert. Ve siyah noktaları temizlediği falan da yok. İçerisinde 6 adet var. Yanlış hatırlamıyorsam Gratisten 8,75TL ye almıştım. Ben yaptım siz yapmayın...








    5. WATSONS NOSE PORE STRİPS KLASİK







    Başarılı bir ürün. Doğru kullanımda siyah noktaları yüksek oranda temizliyor. Aslında bu listenin sonlarında yer almayı haketmiyor. Ancak bundan sonraki 2 ürün çok az bir farkla daha başarılı olduğu için 5.sıraya yerleştirdim. Son zamanlarda bu ürünün klasik olanı dışında yeni çeşitler gelmiş. Ayrıca ambalajı da değişmiş. İçerisinde 10 adet var. Fiyatı 7 TL civarındaydı.







    4. NIVEA T BÖLGESİ BANTLARI





    Siyah nokta bantlarının ülkemizde kullanılmaya ilk başladığı sıralar yalnızca Nivea ve Diadermine markalarının vardı. O zamanlar sıklıkla kullanmıştım Niveayı. Daha sonra Diadermine i daha başarılı bulup Niveadan vazgeçtim. Fikrim hala aynı. Ayrıca her iki marka da ürünlerini hiç geliştirmediler. Niveanın tek farkı tüm T bölgesi için ayrı ayrı stripler üretmiş. Paket içerisinden 4 adet bildiğimiz boyutta burun bandı, 2 adet alın ve 2 adet de çene bandı çıkıyor. Ben çeneme uygulama yapacağım zaman da normal burun bandını tercih ediyorum. Fiyatına kıyasladığım zaman gereksiz bir ürün. Siz bunu da almayınız 1.numaralı bandı alınız efendim :) Fiyat: 19TL





    3. DIADERMINE ARINDIRICI T BÖLGESİ BANTLARI







    Nivea ile neredeyse hiçbir farkı olmayan bir ürün. Yalnızca siyah noktaları temizlemede biraz daha başarılı olduğunu hissettiğim için 3.sıraya yerleştiriyorum. Diadermine de ürününü komple T bölgesi için öneriyor olsa da tek tip bant var kutusunda. İçerisinde 6 adet ürün var ve Fiyatı Nivea ile aynı seyrediyor.







     2. RITUEL DE BEAUTE BURUN BANDI







    Bimin kozmetik sektörüne hunharca daldığını bu üründen anlayabilirsiniz. Kore menşeili bir marka olan Rituel de Beaute Türkiyede bildiğim kadarıyla yalnızca Bimlerde satılıyor. Yumuşak yapılı. Kolay yapışıyor. Uygulama esnasında hızla sertleşiyor ve siyah noktaları ciddi olanda temizliyor. Son derece başarılı bir ürün. Paket içerisinde 6 adet var. Fiyatı 4.75 TL.
Bu ürünü bana tavsiye eden arkadaşım Korekolik'e çok teşekkürler :)







1. WATSONS NOSE PORE STRİP CHARCOAL


 
    Geldik listemizin bir numarasına. 5.sırada bahsettiğim ürünün yeni ambalajlı ve kömür içeriklisi. Ayrıca içerisinde Hammamelis(cadı fındığı) ekstresi de içeriyor. Etkisi kesinlikle klasik olandan daha fazla. Ancak kuru ciltliler için bunun yerine klasik olanı tavsiye ediyorum. Rengi görseldeki gibi siyah. Doğru kullanımda %90a yakın bir sonuç veriyor. Ben çok memnunum. Bundan sonra bu ürünle devam edeceğim. Tabi daha iyisi gelmezse :)
    Pakette 10 adet ürün var. Fiyatı 7TL civarı. Yani en uygun fiyatlı ürün de bu sayılır. Eğer yeni bir bant arayışındaysanız kesinlikle tavsiye ediyorum.


Siyah nokta bantlarından en yüksek verimi almanız için; her güzel şey gibi acı çekmeniz gerekiyor desem? :) Islak cildinize ürünü yerleştirip 10 saniye bastırın. Çene alın gibi bölgelere uyguluyorsanız hareket etmemeye özen gösterin. Tamamen sertleşip kurumasını bekledikten sonra olabildiğince yavaş bir şekilde ürünü kaldırın. Bu biraz canınızı yakacaktır ancak yüz tüylerinizi yolmadan en fazla siyah noktayı temizlemenin yolu maalesef bu :)