kozmetoloji etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kozmetoloji etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Ağustos 2017 Pazartesi

Meme Kanseri YAPMAYAN Deodorantlar | Alüminyum ve Paraben İçermeyen Deodorantlar

    Yediklerimiz kadar cildimize sürdüklerimizin de artık ölümcül derecede tehlikeli olabileceğinin farkındayız. Bu konuda hassasiyet göstermemiz gerektiğini biliyoruz ama nereden başlayacağımızı, neleri kullanıp kullanmayacağımızı anlamak pek de kolay değil sanki? Özellikle de güvenli ve sağlıklı sandığımız şeylerin bile kansere sebep olabileceğini öğrenirken...
    Yeni yeni öğrendiğimize göre alüminyum içeren deodorantlar kansere sebep oluyor! Neden ve nasıl olduğuyla alakalı ter kanallarını tıkamak, östrojen benzeri etki göstermek gibi teoriler olmasıyla beraber tam olarak bilinmiyor. Meme kanseri hastaları üzerine Nortwestern Üniversitesinde yapılan araştırma alüminyum içeren deodorantlar kullanan kadınların daha erken yaşta meme kanseri olduklarını kanıtlamış durumda.

     Deodorantlarda bulunan ve zararlı olduğu bilinen parabenden sonra alüminyumu da zararlılar listesine ekledikten sonra geriye iki seçenek kalıyor. Deodorant kullanmamak veya alüminyum ve paraben içermeyen deodorantlar bulmak. Her iki durumda da ter kokusunu önlemek için birkaç önerim var.
    Ter kokusu başta koltuk altı olmak üzere ter bezlerinin yoğun bulunduğu yerlerde oluşan nemli ve sıcak ortamı 5 yıldızlı otel gibi değerlendiren bakterilerden kaynaklanmaktadır. Bilinene göre yaşamak ve kötü kokmak dışında pek bir şey yapmayan bu bakterileri yok etmek prensipte çok kolay. Duşunuzu akşam yerine sabah almayı seçerseniz (her gün duş aldığınızı varsayarak) gece boyunca üreyen bakterilerden kurtulmuş ve gün içerisinde ter kokusu yaşama ihtimalinizi azaltmış olursunuz.

    Meryl Streep'in deodorant yerine vodkayla koltuk altını sildiğini duymuş muydunuz? Alkol bilinen en iyi dezenfektanlardan biridir. Ancak hassas ciltliyseniz tahrişe yol açabilir. Meryl Streep olayını genel kültür olsun diye söyledim aslında böyle bir şey yapın demiyorum :) Ancak alkolsüz deodorant almayı mantıksız bulma sebebimi açıklamış oldum. Alüminyumun zararını yeni öğrendiğimizi hatırlarsak, alkolün de tüm etkilerini bilmediğimizi varsayabiliriz. Yani ben şahsen alkol içeren deodorant kullanmakta sakınca görmüyorum. Ama tercih sizin :)

    Sadede geliyorum :) Ben bu anlattıklarıma uygun Alüminyum ve Paraben içermeyen iki deodorant denedim.


    Nivea ve Sebamed. Her ikisi de Paraben ve Alüminyum içermiyor. Sebamedin sprey ve roll-on formu var, bendeki roll-on. Niveanın ise sadece sprey formu var. Her ikisi de gazsız deodorant oldukları için kısmen çevre dostu olduklarını belirtebilirim. Nivea Sebamed'den daha fazla bileşene sahip ve daha hoş kokuyor. Sebamed ise kullandığı parfümün bile zararsızlığını belgelemiş durumda. Özetle Sebamed daha cilde dost ve Nivea ter kokusunu daha iyi önlüyor. Ama her ikisi de koku önlemede Alüminyum içeren deodorantların gerisinde kalmışlar. Bu da ter kanallarını tıkamamalarından kaynaklanıyor. Aslında iyi bir şey :) Bu arada Sebamed'i 22 TL'ye Nivea'yı 11 TL ye aldım.

     Bu ikisi dışında bildiğim ve tavsiye edebileceğim alüminyumsuz deodorant önerilerim de var. Incia alüminyum ve parabenle birlikte alkol ve parfüm de içermiyor. Vichy mineral deodorant ise doğal mineralli su içeriyor. Çoğu deodorant markasının kısa sürede çok da çeşitli ve geliştirilmiş formüller çıkaracağına eminim :)
      Özetle önce sağlık diyorum ve marka seçimini size bırakıyorum :)




20 Ağustos 2017 Pazar

Sivilce Sorunum ve Dermaplus MD RX Clean

    Sanırım buraya "Sivilcelerimden Nasıl Kurtuldum?" "Bebek poposu gibi bir cilt hayal değil!"gibi başlıklar atmam lazım ama bu hikaye o reklam kaygısından çok sivilce hikayemin 1 yıllık kısmını ve gerçekten son olmasını umduğum mutlu sonunu anlatıyor.
    Bundan 1 yıl önce zaten hafif de olsa sivilce sorununa sahip olan cildim çıldırmış gibi kistik sivilceler türetmeye başladı. -Kistik sivilce derinin altında oluşan ağrılı yayılmacı türdeki sivilcelere verilen isim-. Antibiyotikli 2 çeşit krem ve antibiyotik hap ile doktor gözetiminde tedaviye başladık. Tabi öncesine hormonal olma ihtimalini eledik. İşin bu kısmı kafanızı şişirmek istemediğim ve doktorunuza veya eczacınıza danışmadan kendi başınıza ilaç kullanmamanız için özendirici olmamaya çalıştığım kısım. Gerçi özenilecek bir durum yok çünkü tedavi hiç işe yaramadı.


    Bir yıl boyunca ilaçlarım ile temizleyici ve tonik dışında hiçbir şey kullanmadım. Kullandığım antibiyotiğe direnç geliştirmem de yanıma kar kaldı. Bir yılın sonunda farklı bir dermokozmetik markasına geçmeye karar verdim. Daha önce salisilik asit içeren bir ürün kullanmadığımı farkettiğim için de Dermaplus MD markasının "RX Clean" temizleyicisi ile ilk adımı atmak istedim. Cildimin vereceği tepkiye göre serum tonik ve yağ dengeleyiciyi de kokteyle ekleyip yoluma devam edecektim.

    Şuradaki yazımda bahsettiğim üzere dermokozmetikler etkin maddeler(ilaç) içerirler. Bu ürün etkin madde olarak %2 Salisilik asit (asprin benzeri ilaç) %15 de Glikolik asit içeriyor. Birçok ürünü denemek zorunda kaldığım için bu üründen de artık pek ümidim kalmamıştı. Daha doğrusu dermokozmetikler yerine daha radikal etki gösteren ve ağır yan etkilere sahip ilaçlara bile razı olacaktım. Ama tam da bu esnada sanırım mucize olarak anılması gereken olay gerçekleşti. RX Clean bütün sivilcelerimi kullanmaya başladıktan kısa süre sonra yok etti. Hatta her zamanki gibi sivilcelerin ardında iz bırakmasını beklerken çok hızlı bir iyileşme gözlemledim.
    Birkaç meslektaşıma ürün hakkında geri dönüşleri sordum ve bu güne kadar denemediğim için artık kendime kızıyorum. Kullanan neredeyse herkes sivilce sorununun tamamen çözüldüğünü söylüyor. Yani diğer çözümler işe yaramadıysa ve kistik sivilceleriniz varsa denemeye değer diyebilirim.

    Temizleyiciyi kullanmaya başladıktan hemen sonra cildim korkunç derecede kurudu. Bu bana fazla geliyor sanırım diye düşünürken birkaç gün daha beklemeye karar verdim. Kuruluk zamanla azaldı ve cildim belli bir yağ dengesine oturdu. Yine de kuru geçen günler bana serum kullanmanın fazla gelebileceğini düşündürttü. Henüz doğru karar olduğundan emin değilim ama yaklaşık 2 aydır pms günlerindeki tek tek sivilceler hariç hiçbir pürüz yaşamadım. Özellikle kistik sivilcelerin tamamen gitmiş olduğunu bildirmekten mutluluk duyuyorum :)
    Benim için mutluluk Dermaplus MD RX Clean olmuş oldu. 1 yıl boyunca hiçbir şekilde çözüm bulamadığım sivilcelerin birden gidişine hem seviniyorum hem de geri gelir diye korkuyorum diyebilirim. Yine de bu günlerde aynaya bakmak beni mutlu ediyor ve bu duygu harika.

    Şimdi neden size gidin mutlaka deneyin demiyorum kısmına gelelim; her insan özeldir. Benim bu güne kadar denediğim tedavilerin pek çoğu %80-90 başarı gösteren tedaviler olmasına rağmen bende işe yaramadı. Bu durum bir çok sebeple açıklanabilir olmakla beraber özeti; "her insan özeldir" şeklinde. Sivilcenin tipi, durumu, ciddiyeti, daha önce uygulanan tedaviler, hatta kişinin yaşı kilosu vs uygulanması gereken tedavide belirleyici etmenlerdir. Bu sebeple uzman görüşü çok önemli.
Bütün yazının özeti olarak; ben bitap düştüğüm sivilce problemimi Dermaplus MD RX Clean ile çözdüm. Eğer siz de sivilce sorunu yaşıyor, düzgün temizleyici kullanımına ve bakıma rağmen çözemiyorsanız eczacınıza veya dermatoloğunuza bu ürünün size iyi gelip gelmeyeceğini danışın. Uygun olduğunuz düşünülüyorsa ve 220TL verecek bütçeniz varsa tavsiye ediyorum :) Dilerim sizin cildiniz daha uygun fiyatlı ürünleri sever. Benimki şımarık çıktı...

15 Ağustos 2017 Salı

Dermokozmetik / Kozmetik Ürünler ve Farkları

    Bugün çok önce sözünü verdiğim vakit bulamayıp yazamadığım, kozmetik ve dermokozmetik ürünlerin farklarından bahsedeceğim. Önce kavramları tanımlayalım :)

    Dermokozmetik; 

    cilt, saç, tırnak vs gibi vücut kısımlarının bakımı için ilaç titizliğinde preklinik ve klinik testler ile hazırlanan preperatlardır. Eczanelerde satılırlar. Markalara örnek verirsek; Nuxe, Bioderma, Dr Murad, DDF, La Roshe-Posay, Dermaplus MD, Pharmaceris'i söyleyebiliriz. Soruna veya bakımın amacına uygun olarak ilaç etkin maddesi içerirler. İlaç sınıfına giren kremlerden veya diğer ilaçlardan farklı olarak içerdikleri ilaç etkin maddelerinin miktarı ve çeşidi bakımından bazı kısıtlamalara tabiidirler. Eczane satış ruhsatı gibi belgelere sahiptirler.

    Kozmetik;

    aynı vücut kısımlarının bakımı için hazırlanan dermokozmetiklere nazaran daha az kontrole tabii tutulan, semt pazarında bile satışına izin verilen, ilaç içermedikleri gibi cilde zararlı koruyucu veya benzeri maddeler içerebilen ürünlerdir. Genelde en çok bilinenler tarım bakanlığı onayı almış olanlardır. Diğerlerini Allah bilir diyebilirim :) Dermokozmetiklere göre çok daha uygun fiyatlı olmalarının sebebi ise satış öncesi testler bakımından yetersiz olmaları böylece firmanın Ar-Ge çalışmalarında fazla masraf harcamamış olmalarıdır.

     Tanım yazmak niyetiyle olayın aslını baya baya anlatmış bulundum :) Biraz da geleceğini tahmin ettiğim sorulara cevap vermeye çalışacağım. Eğer farklı bir sorunuz varsa yorumlara belirtmeyi lütfen unutmayın.

dermokozmetik ile ilgili görsel sonucu

    Bu anlattıklarınıza göre kozmetikler kötüdür dermokozmetikler iyidir diyebilir miyiz? 

    Genelleyecek olursak kozmetikler daha az kontrol edilen ve ilaç içermeyen ürünlerdir. Bitkisel içerikli olsalar bile bu bitki ektraksiyonları kontrolsüz gerçekleştiği için içeriğindeki yararlı bileşenler bozulabilir. Ancak fiyat performans açısından bakılacak olursa bazen dermokozmetikler kozmetiklerin gerisinde kalabiliyor. Yine de ekonomik olacağım derken zararlı ürünler kullanmamak amacıyla iyice araştırmak gerekiyor

    Kozmetiklerin kullanılması gereken durumlar nelerdir?

    Maddiyattan girdik devam edelim, eğer dermokozmetik bir ürünü karşılamaya bütçeniz el vermiyorsa kozmetiklerden önce bitkisel çözümler düşünülmeli. Örneğin sivilce sorununuz varsa kil maskesi, yaşlanma veya kuruluk probleminiz varsa nemlendirici olarak bitkisel yağlar tercih edilebilir. Birkisel çözüm bulunamazsa eczacınızın tavsiyesi üzerine uygun fiyatlı eczane ürünleri de tercih edilebilir. Örneğin, sivilce için sebamed sabunu kullanmak gibi... Ama alternatifi olmayan; örneğin güneş kremi almak niyetindeyseniz ve uygun fiyatlı ürün istiyorsanız kozmetiklere yönelebilirsiniz. Ama bu durumda da içeriğini ve markayı iyice bir araştırmak gerekmektedir.

kozmetik ile ilgili görsel sonucu

    Makyaj ürünü olarak neler tercih edilmeli?

    Dermokozmetiklerin de renkli makyaj ürünleri mevcuttur. Aman 2 gr bir şey kullanılıyor zaten içeriğin ne önemi var diyenlere küçük bir bilgi: bir kadın ömrü boyunca 3kg ruj yer. Rujların içerisinde kullanılan adi renklendiriciler ağır metaller içerir ve bu metaller karaciğerde birikir. Hadi tamam rujun pahalısını alalım da göz farının ucuzunu alsak nolacak sanki diyorsanız da blefarit, konjunktivit gibi kelimeleri google'layarak kısa vadeli tehlikeyi görebilirsiniz. (Dikkat görüntüler rahatsız edici olacaktır.) Fondöten pudra vs gibi malzemelerin sonuçlarını ise tahmin edebilirsiniz.
    Sonuç olarak benim tavsiyem içeriği ve markayı kontrol etmek suretiyle temiz ve sağlıklı olmak şartıyla kozmetikler de tercih edilebilir. 

    Dermokozmetik alırken nelere dikkat edilmeli?

    Dermokozmetik ürünler fiyat olarak çok çeşitlilerdir. Bazı markalar 50tl civarında ürünlere sahipken bazı markalar binlerce lira değerindedir. Bu genel olarak markaların Ar-Ge çalışmalarına harcadıkları para, hammaddelerin kalitesi gibi giderlerle alakalı olduğu kadar marka bedeliyle de alakalıdır. Yine de pahalı ürünler daha iyidir demek pek doğru olmaz. Zira dermokozmetik ürünlerin en çok beğenilen ve maksimum yarar sağlananları farklı fiyat gruplarından ürünlerdir. Bu sebeple eczacınıza danışarak cilt tipinize uygun ürünü seçmek ve almadan önce içeriğini araştırmak çok önemli.

    Dermokozmetik ürünleri nereden almalıyız?

    İnternetten alınan dermokozmetik ürünlerin %50 sinin sahte olduğunu biliyor muydunuz? Ayrıca eczacılar aynı ürünleri farklı kişilere sattıkları için hangi cilt tiplerine nasıl fayda sağladığını iyi bilirler. Yani ürün alırken aynı zamanda danışmanlık hizmetinden de faydalanırsınız. Ayrıca cilt analizi yapan eczaneleri tercih etmenizi tavsiye ederim. 
Özetle içeriğinde ne olduğunu bilmediğiniz kozmetikleri asla kullanmayın. Aksi halde cilt bakımı yapıyorum sanırken kendinizi zehirleyebilirsiniz. Ama tabii ki güzellik düzenli bakımla mümkündür :)
Güzel günler :) 

20 Ekim 2016 Perşembe

Herkes Cildini Nemlendirmeli Mi?

   Özellikle yağlı ciltlilerin sıklıkla yanılgıya düştükleri bir mevzudan bahsetmek istiyorum. Yağlı bir cildiniz varsa nemlendirici kullanmak cildinizde gerçekten de sivilcelenmeye sebep olur mu? Kuru ciltliyseniz nemlendirici tercihiniz nasıl olmalı? Normal citliler herhangi bir nemlendiriciyi kullanabilir mi?
   Sizce cilt yaşlanması nedir? Kırışıklar? Lekeler? Sarkmalar? Peki bu yaşlanmaya sebep olan nedir? Yıllar mı? 
Bugün bu soruları cevaplandırmak niyetindeyim..

   Zaman içinde cildiniz nemini kaybeder. Bunu hepimiz biliyoruz. Ve aslında yaşlanmanın perde arkasında bu nem kaybı yatar. Cildin yenilenmesi için birçok etmen var. Örneğin akşam 10-sabah 6 arasında uyunan düzenli uykuların yerini hiçbir anti-ageing krem tutamaz. Çünkü gecenin bu saatlerinde uyuduğunuz zaman cildinizi yenileyip yaşlanmanızı yavaşlatan Melatonin isimli bir hormon salgılarız. Cildin gerginliğini sağlayan kolajen isimli proteini de duymuşsunuzdur. Tüm bu yapısal elementler etkinliğini su varlığında gösterir. Cildiniz su kaybettikçe onarımı güçleşir. Yaşlanma süreciniz hızlanır. Lekelenmeler artar. Kırışıklıklar artar. Sarkmalar artar...
   Evet herkesin içtiği su elbette ki cildine nem sağlıyor. Ama vücudumuz yaşlandıkça gerekli nemi tutmayı ve cildimize iletmeyi başaramıyor. Bu yüzden topikal bir nemlendirme özellikle yaş ilerledikçe daha da gerekli hale gelir.

   Peki yaşlanma ne zaman başlar?

    Adolesan dönemin yani tahminen 22-23 yaşların ardından vücudumuz gelişimini tamamlayıp yaşlanma dönemine girer. Bu dönemden itibaren cilt su kaybetmeye de başlamış olur. Yani ergenlik döneminin hemen ardından cilt nemlendirme artık ciddi bir önem taşır. Aslında tam da bu yıllarda cildimiz bebekliğimizde ki kadar olmasa da güzellikte zirve yapmıştır. Yaşlandıkça güzelleşmeniz mümkün elbette ama bu cildiniz için geçerli değil. Hatta 30lu yaşlarda ilk mimik çizgilerinizle de tanışınca daha genç haldeki cildinize özlem duyarsınız. Bu yaşam periyodunun hangi döneminde olursak olalım hiç bir şey için geç değil.

   Düzenli nemlendirici kullanmak yaşlanmayı yavaşlatır.


    Cilt tipiniz ne olursa olsun cildinizin nem oranını normalin üstünde tutmak yani nemlendirici kullanmak yaşlanmanızı geciktirecektir. Gün içerisinde hepimizin cildinden su buharlaşarak uzaklaşır. Yağlı ve kuru ciltlerin bu noktada bir ayrımı söz konusu. Yağlı ciltlerin yağ ve sebum salgısındaki fazlalık sebebiyle cildin doğal neminin kaybı daha az olur. Ancak bu aşırı yağ oranı da sivilceye sebep olur. Yani yağlı ciltliler geç yaşlanır ancak kuru ciltliler de daha az sivilce problemi yaşar. O zaman ne mutlu normal ciltlere :) Tabi cilt tipiniz yağlı da olsa zamanla sizin de cildinizin nem oranı düşer ve yaşlanırsınız. Bu yüzden nemlendirici kullanmanız gerekli.

   Nemlendirici Seçimi


   Nemlendiriciler işlev bakımından iki tip bileşen taşır. Cilt yüzeyinde tabaka oluşturan bileşen, ve nem sağlayan bileşen. Bu şekilde cilde hem su takviyesi yapılır hem de cildin üstünde tabaka oluşturularak su kaybı azaltılır. Kuru ciltlilerin cilt yüzeyinde tabaka oluşturan bileşene doğal yağ ve sebum salgıları düşük olduğu için daha çok ihtiyaç duyarlar. Yağlı ciltliler ise sebum ve yağ fazlalığını dengeleyen ve nem takviyesi yapan bir krem kullanmalıdır. Bu yüzden örneğin yağsız jel kremler, veya sebum baskılayıcı içeren düşük yağlı kremleri tercih edebilir. Kuru ciltliler ise bitkisel yağlar barındıran (örn:avokado yağı) kremleri tercih edebilirler. 

    Ergenlik Döneminde Nemlendirme


   Özellikle sivilce problemi yaşıyorsanız sebum ve yağ bezi baskılayıcı kremler kullanabilirsiniz. Halk arasında bunlara kurutucu krem dense de aslında cildinizin nemini azaltmayı amaçlamaz. Aksine yağ salgısını azalttıkları için nem takviyesinde bulunan bileşenler de içerirler. Ancak eğer medikal bir yağ baskılayıcı krem veya hap kullanıyorsanız ekstra nemlendiriciye ihtiyaç duyabilirsiniz. Bunun için lütfen doktorunuza veya eczacınıza (ve tabi ki bana) danışın.Ergenlik döneminde iseniz ve kuru ciltliyseniz cildinize uygun oranda nemlendirme sağlayan bir krem kullanmanızı size de tavsiye ediyorum.

Özetle hangi yaşta olursanız olun özellikle yaşlanmayı önlemek ve cilt yenilenmesini ve güzelleşmesini desteklemek için, cilt tipinize uygun bir nemlendirici kullanmanız çok önemli.


22 Ağustos 2016 Pazartesi

Güneş Kremi Kullanmak Gerekli mi?

    Yaz aylarının sonuncusuna geldik. Bu noktadan sonra güneş kremi kullanımının gün geçtikçe azalacağını düşündüğüm için, neden güneş kremi kullanmaya devam etmeniz gerektiğini bu yazımda açıklamak istedim.
     Güneş sebebiyle cildinizde meydana gelebilecek kötü durumlardan pek çoğu güneş kremleri ile önlenebilir niteliktedir. Bunların başında cilt kanseri, benler, kırışıklıklar, cilt lekeleri ve yanıklar sayılabilir. Bu durumlardan korunmak için güneş kremlerinin doğru ve düzenli bir şekilde kullanılması da büyük önem taşıyor.

   UVA ve UVB nedir?


    Güneş kremleri prensipte iki tip UV filtresi taşır. Bunlar UVA ve UVB filtreleridir. UVB ışınları cilt yanıkları gibi yüzeyde meydana gelen tepkilerden sorumlu iken, UVA cildin daha derin tabakalarına ulaşabilir. UVA ve UVB ışınlarının ikisi de zararlı etkilere sahiptir ve biri diğerinden daha kötü demek doğru olmaz. Bazı güneş kremleri yalnızca UVB filtresi taşır ve cilt kızarmasını kısmen engellediği için etkili gibi görülebilir. Ancak diğer zararları önleyemediği için ve güneşte kalma sürenizi uzattığı için yarardan çok zararı dokunur.


   SPF Kavramı


    Güneşte kalma süresinden bahsetmişken "SPF" kavramına da bir bakalım. Yine her bilimsel kısaltmada olduğu gibi bu kelime de ingilizce bir açılıma sahip. "Sun Protection Factor" yani "Güneş Koruma Faktörü" anlamına gelen SPF terimine GKF diyelim mi? Demeyelim bu da çok saçma oldu :)) "Biraz ciddi olabilir misin Eczacı Kız?" diyenleri duyuyorum ve ciddi oluyorum efendim.. I Im..
SPF terimi bize normale kıyasla ne kadar uzun sürede cilt kızarıklığı yaşayacağımızı söyler. Yani güneş kremi sürmeksizin güneşe çıktığımızda 10dakikada kızaracağımızı düşünürsek SPF15 bir krem bu süreyi 150 dakikaya çıkarır. SPF50 bir kremse 500 dakika yani yaklaşık 8,5saat cilt kızarıklıklarını engeller.
    SPF ölçümleri bu deneysel teknikle yapılıyor olsa da işin temeli daha başkadır. Cildinizde bir nokta kadar alana 1saniyede 10 tane ışın çarpıyor diyelim; SPFsi düşük bir krem 5 tanesini engelleyebilirse yüksek bir krem 9unu birden engelleyebilir. Bu sebeple SPF X sürdüğüme göre şu kadar süre dışarda kalmaya hakkım var diyemeyiz.

   Güneş Kreminin Zararı Var Mıdır?


    Güneş kremlerinin kötü yanları olduğu söylenen bazı durumlar var; Örneğin güneş kremi cilt yanıklarını önlediği için kişilerin güneş altında daha uzun süre kalmasına böylece kanser riskini artmasına sebep olduğu düşünülüyor. Yukarıda yaptığımız hesaplama sebebiyle güneşte kalma süremizin artışı ile birlikte cildimizin aldığı hasar da artar. Bu yüzden güneş kremlerine güvenip güneş altında uzun süre kalınmaması gerekir. Bu noktada dikkat edilirse güneş kreminden zarar görülmez.
   Diğer şikayet edilen durum da sivilce ve yağlanma oluşumuna sebep olduğu yönünde. UVA ve UVB filtrelerinin krem haline getirilmesine yardımcı olan maddeler yağ içerikli olabiliyor. Cildinizde sivilcelenmeye sebep olan da yağ benzeri yardımcı maddelerdir. Bu yüzden jel formunda, yağsız güneş kremlerini tercih ederek bu şikayetten de kurtulabilirsiniz.
    D vitaminin vücuttaki sentezi esnasında güneş ışınlarına ihtiyaç duyulur. Güneş kremleri her gün ve güneş gören her yere sürülmesi D vitamininin sentezini düşürebilmektedir. D vitamini vücutta depolanabilen bir vitamin olduğu için ara ara da olsa güneşten faydalanmanız gerekir. Bu yüzden güneş kremi kullanımında aşırıya kaçılmaması gerekiyor.

   Güneş Kremi Yaşlanmayı Önler mi?


    Cildin yaşlanmasına "zaman" kadar etkili olan diğer kavram da "güneş"tir. Cildin yaşlanma tipleri arasında sayılan cilt lekeleri oluşmak için de gelişmek için de güneşe ihtiyaç duyar. Aynı şekilde yeni benler oluşması için de güneş ışınlarına ihtiyaç vardır. Tüm bunların yanında güneş kremleri, tonla para verilen kırışıklık karşıtı kremlerinden bile daha etkili bir anti agingdir. Cilt kırışıklıklarını önlemek isteyen herkesin güneş kremi sürmeyi ihmal etmemesi gerekiyor. 

   Güneş Kremi Kullanırken ve Seçerken Nelere Dikkat Edilmeli?


  • Kalınlık: Araştırmalara göre halkın uyguladığı güneş kremi kalınlığı, güneş kremleri test edilirken sürülen ve önerilen uygulama kalınlığının 4'te 1i kadar. Bu yüzden elimizi korkak alıştırmadan daha fazla miktarda ürün uygulamamız gerekiyor.
  • Yenileme Sıklığı: Uzmanların önerisine göre güneş kreminizi 2 saatte bir yenilemeniz gerekiyor. Terleme veya suya girme durumlarında yenileme sıklığını arttırılmalıdır. Suya dayanıklı güneş kremi seçimi bu noktada daha da önemli
  • Maruziyet Süresi: Hiçbir güneş kremi tam koruma sağlamaz. Bu yüzden güneşte kalma süremizi mümkün olduğunda kısa tutmamız gerekir. Özellikle yaz aylarında güneşin tepede olduğu öğle saatlerinde dışarıya çıkmak genel sağlık açısından da sıkıntı oluşturur.
  • Yaz/Kış: Güneş ışınlarının şiddeti bizim hissettiğimiz hava sıcaklığından kısmen bağımsızdır. UVA ve UVB ışınları kış aylarında da ciddi oranda zarar verebilir. Her mevsim kullanıma devam edilmesi daha uygundur.
  • Yüksek Koruma: SPF derecesi yüksek olan kremlerin daha iyi koruyacağı unutulmamalıdır. SPF 30'un altındaki güneş kremlerinden kaçınıp daha yüksek korumalı kremleri tercih etmeliyiz.
  • UVA/ UVB: Yazının başında belirttiğim gibi hem UVA hem de UVB ışınları zararlıdır. Yalnızca UVB filtresi içeren kremler yeterli değildir ve daima her iki filtreye de sahip kremler tercih edilmelidir.
  • Uygulama Zamanı: Güneşe çıkmadan en az 20-30 dakika öncesinde güneş kremini uygulamamız gerekir.
  • Yağlı ve Yağsız Kremler: Cildinizde aşırı yağlanma veya sivilce problemleri varsa yağsız, jel şeklindeki güneş kremlerini tercih edebilirsiniz. Eğer kuru ciltliyseniz yağ içeren kremleri tercih etmeniz cildinizin nemli kalması açısından daha uygundur.
   Blogumu takip etmeyi ve +1 bırakmayı unutmayın :)
Blogda devam eden bir çekiliş var; çıkmaz demeyin, katılmadan geçmeyin :)

17 Ağustos 2016 Çarşamba

Saçın Yapısı ve Boyanın Saça Etkisi

   Birazdan anlatacaklarım saçlarını boyamak isteyen ancak yıpranmalardan korkan, abdest geçirir mi sorusuna yanıt arayan, saçın yapısını merak eden herkesin bilgilendirilmesini amaçlamaktadır. Ancak boya saçı şu kadar yıpratır, abdesti geçirir veya geçirmez gibi kesin bir kanı bildirmekten ziyade bu fikre sizlerin kendinizin ulaşmasını umuyorum :)
        




   Kütikula saçın en dışındaki katmanı oluşturur. Renksizdir. Saçın parlaklığını verir.
   Korteks gövde yapıdır. Saçın renginin kaynağıdır.
   Medulla ise en içteki katmandır, yalnızca uzun ve kalın saç tellerinde bulunur. 











Saçın yapısını özellikle kutikulayı gösteren reklam filmlerini sıkça görmüşsünüzdür. 12.saniyede gösterilen animasyondaki kutikula yapısını palmiye ağacına görmüş, yıpranmış bir saç olarak değerlendirmiş olabilirsiniz. Doğrusu evet kutikulanın yıprandığını kabul edebiliriz ancak sağlıklı olan hali 16.saniyedeki gibi pürüzsüz değildir. Kafalar karıştı mı? Okumaya devam edin daha anlaşılır hale gelecek :)

   Sol taraftaki saç kutikulası tamamen kapalı ve sıkı bir saç teli, sağdaki ise kutikulanın kısmen açılmış hali. Saçın kutikulasını hissetmek isterseniz bir saç telinizi alıp parmaklarınızı önce dipten uca daha sonra tersi yönde hareket ettirin. Pürüzü hissettiniz mi?
    Saçlarınızın doğal hali sağdaki veya soldaki gibi olabilir bu yapısal bir durumdur. Ama eğer saçınızın doğal hali sağdaki gibiyse daha az ışıltılı ve kuru görünen bir saç yapısına sahipsiniz demektir. Bu yüzden saçlarınıza bakım yapmanız çok ciddi anlam kazanır. Saç tipiniz soldaki gibiyse nispeten şanslısınızdır ancak bu durumda da saçınızın nem alması daha ciddi bir sorundur. Bu yüzden yine saç bakımına ihtiyaç duymaktasınız. Yani bu yapısal farkın pek bir önemi yok diyebiliriz. Saç bakımı yapmanız daima gereklidir. Bu yüzden acaba benim saçım hangi tipte diye düşünmeyi şu noktada bırakabilirsiniz :)

    Saçlarınızı boyarken oksidasyon tipi saç boyası(klasik kalıcı saç boyaları) tercih ettiyseniz boyanızın içeriğinde olan temel bileşenler şunlardır;
  1. Alkali madde ( amonyak ): Saçı şişirir, kutikulayı açar, korteksi gevşetir. Böylece saç renk oluşturucu molekülleri alabilecek duruma gelir.
  2. Yapay Pigment: Kutikulanın içine girer ve korteks ile etkileşir gerçek pigmenti verir.  Açık renk saç boyalarında nüans adı verilen gerçek pigmentler kullanılır.
  3. Yardımcı maddeler: Kimyasal olayları düzenleyen, uygulamayı ve yıkamayı kolaylaştıran, yıpranmayı en aza indirmeye çalışan maddelerdir.

Saçınızı boyarken kutikula resimdeki gibi maksimum biçimde açılır. Bunu sağlayan şey amonyaktır. Ancak amonyaksız saç boyalarında amonyak yerine geçecek başka alkaliler de kullanılabilir. Amonyak başlı başına sağlığınız için de zararlı bir maddedir. Ancak amonyak yerine kullanılacak maddenin de amonyak kadar güçlü bir alkali olması gerekir. Bu yüzden bir boyanın amonyaksız olması onu saf hale getirmez, yerine konulan maddenin incelenmesi gerekir. 
Açılan kutikuladan içeriye renk pigmentleri girer ve saçın boyanmasını sağlar. Kutikula bu işlem esnasında renk almaz. Saçın renginden daima korteks sorumludur.

    Özetle;
  • Saçın boyanan kısmı dış kısmı değildir. iç kısmıdır. 
  • Yıpranmış görünen saçlarda parlaklığın yitirilmesine sebep olan olay kutikulanın açılmasıdır.
  • Boyalar kutikulayı açar, ve yardımcı maddeler yetersiz kalırsa kutikula eski hale dönmediği için parlaklığı azalır.
  • Her parlaklık sağlayan bakım ürünü saçın kutikulasını düzenleyerek etki etmez, kimisi mumsu bir dış koruma oluşturur.
  • Ayrıca saçın nemlendiricilere de ihtiyacı vardır.
    Umarım aklınızdaki sorular cevaplanmıştır. Anlayamadığınız kısımları soru olarak bırakmayı unutmayın :) 
   Saç renklendirmede kullanılan diğer yöntemlerin zarar dereceleri hakkında yazılarım devam edecek takipte kalınız :)