3 Haziran 2017 Cumartesi

Üniversite Öğrencisi Olmak - 3 | Son Sınıf

     Son sınıf olmak artık üniversiteli gibi hissetmeyi bıraktığınız aşamadır. Mesela kampüse her girişinizde alt sınıflara kardeşleriniz gözüyle bakmaya başladığınızı, geçirdiğiniz her günü özleyeceğinizi fark edersiniz. Çünkü artık her şeyin sonuna gelmişsinizdir ve 7 yaşından beri uğruna çalıştığınız çabaladığınız günler yalnızca 1 yıl uzaktadır. Öğrenciliğin ne kadar güzel bir şey olduğunu fark etmeye başlarsınız. Yine de hayallerinizi süsleyen 1 numaralı şey artık diplomadır.
    Bitirme tezi yazılan bir bölümdeyseniz yaptığınız seçim sonucunda nur topu gibi bir tez konunuz ve tez hocanız olmuştur. Bu hoca bazen arkasından küfürler ettiren biri olur bazense benimki gibi birlikte alışverişe gidebileceğiniz dünya tatlısı bir profesördür. Literatür taramasının ne olduğunu, tez yazım kurallarını, çeviri yapmanın zorluğunu ve jüri önünde sunum yapmanın heyecanını öğrenirsiniz. Bende olaylar nasıl ilerledi merak edenlere biraz bahsedeyim.


    İlk başta hocanın yanında ziyadesiyle gergindim. Bir de sanki kadının alzeimerı varmış gibi yanına her gittiğimde kendimi tanıtıyordum. "Kim olduğunu öğrendim artık söyleme lütfen" diyene kadar bunu yapmaya devam ettim. İster inanın ister inanmayın unutan hocalar da mevcut. Yine de kendi hocama gerizekalı muamelesi yapmasam daha iyiydi sanırım. Örnek tezlere bakınca "bunu yazan öğrenci nasıl başarmış ya ben yapamam!" diye triplere girdim başta. Sonra hocanın yönlendirmesiyle daha önce konumla alakalı yazılan tezleri inceledim vs derken zamanla çorap söküğü gibi ilerledim. Hocamın ricası üzerine Nisan ayında bir kongrede tezimle ilgili sunum yaptım. Bu aşamada da bana Yüksek lisans öğrencisi yardımcı oldu. Kongre sunumundan sonra jüri önünde bitirme sunumu yapmak pek de zor olmadı. Ama yine de şık resmi kıyafetler giyip topukluları geçirip yıllarca bana ders anlatan 4 ayrı hocaya sunum yapmak heyecan vericiydi.
Balonuzda Ziynet kadar şanslı olabilmeniz dileğiyle...

    Tüm bunlar olup biterken 2. döneme serpiştirilmiş şeker tarihlerimiz vardı. Bunlar fotoğraf çekimi, balo, mezuniyet provası gibi günlerdi. Bu şeker günler geldikçe arkadaşlarınızdan ayrılacak olmanın acısı daha gerçek bir his haline geliyor. Ne kadar fotoğraf çektirseniz az, ne kadar sarılsanız yetmez, özleyeceksiniz. Ama çok da şeyapmayın görüşmek isteyen görüşür yani :)
    Ben bir de akıllılık edip mezuniyet komisyonuna girdim. Neymiş efendim kendi mezuniyetimde söz sahibi olup her şeyin güzel olmasını sağlayacakmışım. Aman siz böyle bir hataya düşmeyin. Boşverin başkası yapsın. Neden mi? Eller kadir kıymet bilmiyor sevgili okurlar...

     O elbise alışverişlerinin sizi yıpratmasına da izin vermeyiniz. Kendinizi sınıf arkadaşlarınızla da kıyaslamayınız. Emin olun o güzel elbisenin içinde yürekleri hoplatan bir peri kızı oldunuz! Ah şimdiden özledim o geceyi. Hem eğlendik hem de anı videosu sayesinde ağladık. Ama asıl göz yaşlarımızı kep törenine sakladık.
    Evde kalıyorsanız evinizi toplayıp elektrik su aboneliğini kapatacağınız, yurtta kalıyorsanız eşyalarınızı alıp yıllardır yaşadığınız şehri terkedeceğiniz an gelince hüznü hissedeceksiniz. Ailesiyle yaşayanlar bu noktada çok şanslı ama yine de dostlarının gidişini görmek de üzücü. Kampüsten son çıkışımızda videolar çekişimizi unutmuyorum. Artık her şey anı haline gelmeye başladı bile!
    Kep törenimi eczacılık yeminimi ve mezuniyet sonrası psikolojisini bir sonraki yazımda anlatacağım sevgili okurlar.

31 Ocak 2017 Salı

Pirinçten Un ve Pirinç Keki (Tteok/떡) Tarifi

    Yarıyıl tatilinin gelmesiyle bol bol Kore dizisi izleme fırsatım oldu. Mutfağa ve özellikle ülke mutfaklarına olan ilgim sebebiyle de sürekli olarak Kore yemekleri dener başarılı olduklarımı da sevdiklerimle paylaşırdım. Bu kez Kore yemeğini değil, tarifimi paylaşacağım :)


    Tteokbokki isimli yemeği Kore dizisi izlemeyi sevenler duymuştur diye tahmin ediyorum. Acılı biber salçası ile hazırlanan pirinç keki yemeği. Temelde pirinç keki, su, nişasta, ve Kore acılı biber salçası içeriyor. Tarifi zenginleştirmek için içerisine, kimchi, lahana, yeşil soğan, yumurta gibi şeyler de eklenebiliyor. Peki nedir bu pirinç keki?


    Asya ve Kore marketlerinde hazır olarak bulabileceğiniz gibi aşağıda vereceğim çok basit tarifle kendiniz de hazırlayabilirsiniz. İçerisinde pirinç unu, su ve tuz ve yardımcı olarak da susam yağı var.
    Daha önceki denemelerimde birkaç farklı firmanın pirinç unlarını kullanıp her birinden ayrı ayrı sonuçlar aldım. Sebebi ise içerisine karıştırdıkları nişasta. Pirinç keki oldukça basit bir tarif olduğu halde pirinç ununun gerçek pirinç unu olmaması sebebiyle siz de sorun yaşamak istemiyorsanız güvendiğiniz bir marka veya ev yapımı pirinç unu kullanabilirsiniz. 

    Pirinç Unu Tarifi

    İstediğiniz kadar osmancık veya baldo pirinci iyice yıkayın. Yıkama suyu berraklaşana kadar yıkama işlemine devam edin. 
    Nişastası giderilen pirinci akşamdan suyla bekletin. 
    Yaklaşık olarak 8-10 saat suda bekledikten sonra süzün. Süzgeçte yaklaşık bir saat bekletin. Suyunu süzebildiğiniz kadar süzün.
    Daha sonra bir mutfak robotu veya kahve öğütücü yardımıyla un haline getirin. 
    Sonuç olarak elde ettiğiniz un yüksek oranda nem içerdiğinden dolayı dondurucuda muhafaza etmelisiniz.

    Pirinç Keki (Tteok/떡) Tarifi

       Malzemeler:
  • 2 Su bardağı pirinç unu
  • 3/4 Su bardağı su
  • Tuz
  • Susam yağı
     Tarifi:

    

    Yukarıda tarifini verdiğim şekilde hazırlanan pirinç ununun üzerine suyu ve tuzu ilave edin. 
    Hamur haline gelene kadar karıştırın. Lor peyniri gibi görünen ancak yumuşak kıvamda bir hamur elde edeceksiniz.

    Üzerini streç filmle kaplayın, streç filmin bir köşesine hava alabilmesi için boşluk bırakmayı unutmayın. 
    Mikrodalgada 800Watt 2 dakika ısıtın.
    Çıkarıp karıştırın.
    Streç filmi tekrar örtüp 2 dakika daha aynı şekilde ısıtın.


    Mikrodalgadan çıkarıp hamuru susam yağı sürdüğünüz tezgahınıza alın.
    Bir tokmak veya düz bardak altı yardımıyla hamuru dövün. Bu işlemi uzun süre yaparsanız daha düzgün görünen pirinç kekleri elde edersiniz.
    Daha sonra hamuru silindir biçiminde ellerinizle yumarlayın. Daha kolay yapabilmek için hamuru birkaç parçaya ayırabilirsiniz



    Silindir şeklindeki hamurunuzu parmak inceliğine getirdikten sonra bırak yardımıyla uzun çubuklar halinde kesin. (Boyutu kişiden kişiye değişir tam bir standardı yok. Gönlünüzden geldiği şekilde kullanabilirsiniz)
    Pirinç kekiniz hazır! 

    Böylece evde hazırda bulunan pirinci pirinç kekine dönüştürmüş olduk. Pirinç kekleri yardımıyla TTeokbokki dışında başka tarifler de yapılabiliyor. Ayrıca Uzak doğu usulü tatlılarda kullanılan pirinç unları için yapışkan pirinç(glutenous rice) kullanabilirsiniz.
    Yakında TTeokbokki tarifini de paylaşacağım :)

Not: Diyet günlükleri paylaşan kız gitti yerine yemek tarifi paylaşan kız geldi diyen var mı? Eczacı Kız diyet de yapar Kore yemeği de :))
Not 2: Görsellerdeki tarif yarım ölçüyle hazırlanmıştır.



24 Ocak 2017 Salı

Kredi Kartı Yerine Geçen Kart:


    İnternet üzerinden alışverişlerde ve özellikle 3D Security olmayan alışveriş sitelerinde güvenlik açıkları söz konusu olabiliyor. Ben düşük limitli üniversite öğrencilerine özel olan İş Bankası kredi kartımı "aman ya ne olacak" rahatlığında birkaç tane yurt dışı merkezli ve 3d security olmayan sitede kullandım. Üzerinden de aylar geçti. İki gün önce İş Bankasından aradılar. Kart bilgilerimin kopyalandığını bu sebeple şifresiz alışverişe kapatıldığını söylediler. Ve ayrıca kartımın tamamen kapatılması ve yenisinin gönderilmesi gerektiğini de söyleyip işlem için benden onay aldılar. Yani öğrenci kredi kartım çöp oldu. Neyse ki maddi bir kaybım yok.

    Blippo.com'dan Japon kendin yap şekerleri alıp Youtube kanalımda videolarını paylaştığımı önceki yazılarımı okuyanlarınız biliyor olabilir. Yeni gelenler de şuradan kanalıma ulaşabilir :)
    Blippo da kullandığım bir çok 3D Security'siz sitelerden biri. Bu sebeple Blippo ve diğer sitelerden güvenli bir şekilde alışveriş yapabilmenin yollarını arıyordum. Daha önce bir okurumun yorumlarda bahsettiği İninal kart geldi aklıma. Nasıl çalıştığını ve ücretleri araştırdım. İşimi göreceğine karar verince de gidip aldım.
    Bu yazımda size İninal kartın ne olduğundan ve nasıl kullanıldığından bahsetmek istiyorum. Belki bu yazıyla başınıza böyle dolandırıcılık vakalarının gelmesine engel olurum :)
Not: Bu yazı hiçbir sponsor tarafından desteklenmemektedir.

    İninal kart Master Card'ın geçerli olduğu her yerde geçerli. Buna kredi kartı ile alışveriş yapılan internet siteleri, 3D Security isteyen veya istemeyen siteler ve mağazalar da dahil. İninal kartı Migros PTT, D&R, Tansaş, Teknosa ve Yay Sat satış noktalarından alabilirsiniz. Ayrıca internet satışları da var. Satın alırken TC kimlik numaranız ve isim-soyisminiz isteniyor. (Kartı alabilmek için 
    Kart şu şekilde kullanılıyor: ilk olarak 5tl kart bedeli vererek kartı satın alıyorsunuz. Daha sonra Migros PTT, Tansaş, Ing Atm, ParaMara ve Yay Sat'tan tek seferde maksimum 300TL olmak üzere istediğiniz miktarda para yükletiyorsunuz. (Atmler dışındaki seçeneklerde 25TL ve katları şeklinde yükletebiliyorsunuz.)
    Eğer 3D Security ile alışveriş yapacaksanız ininal.com üzerinden "kart kişiselleştirme" işlemi yapmanız gerekiyor. Böylece telefon numaranız da sisteme işleniyor. Kartınızı kişiselleştirdikten sonra aylık kart limitiniz 750 TL oluyor. Bu limit kredi kartlarından çok daha farklı. Ayda maksimum 750 TL yükleyebileceğiniz anlamına geliyor.

    Kartın özellikleri ve nasıl kullanılacağı anlaşıldığına göre ücretlerden bahsedelim
    Kartın bedeli yukarıda söylediğim gibi 5TL. Bununla birlikte aylık olarak kartınızda para bulunması halinde aidat bedeli olarak 2TL çekiliyor. Eğer o ay kartınızda para yoksa; kartınızın o ay kullanılmadığı şeklinde değerlendirilerek aidat bedeli çekilmiyor. Yani 0TL'niz varsa aidatı çekip sizi -2'ye falan düşürmüyorlar. İsterseniz kartınızda aylarca para olmasın, kullanmayın; daha sonra karta para yüklediğinizde yalnızca yüklediğiniz ayın aidatını çekiyorlar. İşte bu benim kartı almaya karar verdiğim an olmuştu :)
     Maalesef bir de yükleme bedeli diye bir şey var. İlk para yükletmeniz dahil tüm yüklemelerinizde bir yükleme bedeli söz konusu. Bu da nereden yüklettiğinize bağlı değişiyor.
    PTT Şube ve ATM'lerinde                    - Yatırılan tutarın %2'si
    Migros, Migrosjet, Tansaş ve YaySat   - 2TL (Bakiyeden düşüyor)
    ING ATM ve ParaMara                        - ÜCRETSİZ
     Bir ücretsiz seçeneği mevcut yani :) Kartınızı ATM'lerde ve Pos cihazlarında kullanacağınız zaman kart şifresi olarak 16 haneli kart numaranızın son 4 hanesini kullanıyorsunuz. Şifrenizi de PTT matiklerde değiştirebiliyorsunuz.

    Sanırım temel şeyleri söyledim :) Ben kartımla ilk Blippo alışverişimi bugün gerçekleştirdim ve bir sorun yaşamadım. Aklınıza takılan sorular olursa cevaplamaktan keyif duyarım :)

16 Aralık 2016 Cuma

Toni & Guy Damage Repair Maske | İnceleme

    Bir aya yakın süredir kullanıyorum Toni and Guy Damage Repair maskesini. "Şuradaki saç bakım rutinim" yazısında kısa bir bilgilendirme yazısı yazmıştm göz atmak isterseniz.

    Kutunun üzerinde çok detaylı bir kullanım önerisi yoktu. Ben haftada 2-3 gün temiz saçlarıma saç uçlarından başlayarak ve masaj yaparak uyguladım. 5 dakika bekledikten sonra duruladım. Saç kremlerinde olduğu gibi bu maskeyi de saç diplerime kullanmadım.
     İlginç bir şey oldu. Saç köklerime uygulama yapmamama rağmen saçlarımın daha hızlı uzadığını farkettim. Ürünün hasar onarıcı oluşu dışında bir tanıtımını görmediğim için böyle bir etki olacağını beklemiyordum. Doğrusu pek işime gelmedi çünkü saçlarım boyalı ve sürekli dip boyayla uğraşmak istemiyorum. Ayrıca saçlarım doğal olarak da yeterince hızlı uzadığı için daha da hızlı uzaması beni mutlu etmedi. Ama sizin üründen böyle bir beklentiniz varsa sanırım bu müjdeli haber :)
    Kükürtün de saç için onarıcı ve saç derisi için yenileyici olduğunu duymuştum. Birkaç yıl önce kullandığımda saçlarımı kazık gibi yaptığı için bir daha asla saçıma kükürt sürmedim. Bu olaydan aldığım tek ders onaran ürünlerin saçları yumuşak ve parlak yapmak gibi bir derdi yok :)
    Bu yüzden olsa gerek bu maske de saçlarımı yumuşatmadı. Tabi kükürt gibi sertleştirmedi ama "John Friedanın onarıcı saç kremi" gibi yumuşatmasını kolay taranmasını falan bekliyordum. Öyle de olmadı, şampuandan bir tık daha fazla yumuşattı ve nemlendirdi.

    Asıl beni cezbeden etkisi ise şu oldu; "Boyanın saça etkisi" yazısında bahsettiğim üzere saçın en dışndaki kutikula isimli koruyucu dış tabakanın boya tarafından açıldığını ve hasar gördüğünü biliyoruz. Boyadan sonra saç telimin üzerinde parmağımı aşağı yukarı oynatarak kutikulamın nasıl da palmiye ağacı yaprakları gibi açıldığını hissediyordum. Maskeyi kullandıkça bu his saçlarımın boyasız olduğu günlerdeki gibi daha pürüzsüz olmaya başladı. Mikroskopta inceleme fırsatım da olamayacağı için bununla yetinelim :)

    İçerik İncelemesi

   Bu hususta benim gözümde sınıfta kaldı. İçerisinde kanserojen sülfat, petrol türevleri, silikon gibi zararlı maddeler ne yazık ki var. Ben bu sebeple tekrar almamaya karar verdim.

Fiyatı yaklaşık 50 TL idi. Daha uygun fiyatlı ürünlerin daha etkili ve daha temiz içerikli olabileceğini düşünüyorum...



15 Aralık 2016 Perşembe

Bir Artı Bir | Okuduğum Kitaplar

     Bu kitaba başlayalı sanırım bir iki ay kadar oldu. Bir türlü vakit ayırıp okuyamadım. Geceleri uyumadan önce birkaç sayfa okuma şansım oluyordu yalnızca. Dün nihayet bitirdim.
     Bu kitaba vakit ayıramamamın asıl sebebi sanırım sürükleyicilik sorunu oldu. Jojo Moyes'in "Senden Önce Ben" ve "Senden Sonra Ben" isimli kitaplarını okuduktan sonra yazarı başarılı bularak bu kitabın e-kitabını satın almıştım. Ancak beklentimin altında olduğunu ne yazık ki belirtmeliyim.


     Senden Önce Ben serisi iki kitap da çok başarılı ve sürükleyici oldukları için belki de çıtayı çok yükseğe koymuştum. Yani sorun biraz da benim beklentilerimde sanıyorum.
     Bu roman hakim bakış açısıyla yazılmış olsa da her bir bölümde karakterlerden birine odaklanarak anlatım yapıyor. Jess ismindeki genç yaşta anne olmuş zorluklarla mücadele eden ve talihsizliklerden bir türlü kurtulamayan son derece iyi kalpli bir kadının, Tanzie isimli matematik dahisi kızı ve "Gotik Oğlan" lakaplı Nicky adındaki sıradanlıktan çok uzak olan üvey oğlu ile olan yaşam mücadelesinden bahsediyor. Ve bir de Ed var. Ed bir yazılım şirketi sahibi lüks içinde yaşayan uzaktan bakılınca sorunsuz görülen ancak kendi içinde çok büyük dertlerle başa çıkan bir iş adamı.
Sen ve beni toplasak sonuç ne olur?

Tatlı bela bir kadın…
İki çocuğuna bakmak için deliler gibi çalışan ve baharın gelmesini dört gözle bekleyen Jess Thomas bugüne kadar hayatındaki tüm zorlukların üstesinden tek başına gelmiş. Ama artık birinin ona yardım istemenin kötü bir şey olmadığını anlatması gerekiyor…

Ve hayatı alt üst olmuş bir yabancı…
Yıllar boyunca çalışıp kazandığı her şeyi kaybetmesine neden olabilecek inanılmaz bir hata yapan Ed Nicholls bir uçurumun eşiğinde. Hatasını telafi edebilmesi için tek bir kurtuluş yolu var ve o yol da büyük bir maceranın içinden geçiyor…

Sonuç…
Jess birine borçlu kalmak istemeyecek kadar gururlu, Ed ise kendi sorunlarından başka hiçbir şeyi görmüyor… Peki, apayrı dünyalara ait bir kadın ve bir adam yan yana geldiğinde beklenmedik bir sürpriz gerçekleşebilir mi?
    Bu dört karakterin yolları son derece tuhaf bir şekilde kesişiyor. Yol dediğim gerçekten yol. Birlikte çıkacakları anormal bir yolculukta bildikleri dünya artık değişiyor ve eve döndüklerinde her şey eskisinden daha karmaşık hale geliyor.
    Bir artı bir ismi bu kitaba çok yakışmış. İki zıt kutbun bir araya geldiği bir öykü...
    Bana sinir krizleri yaşatan aşırı bahtsız bir hayat süren Jess'in burnu gerçekten de beladan kurtulmuyor. Tam iyi bir şey oldu derken kadının başı yine bir başka sıkıntının içine giriyor. Çok ciddi maddi sıkıntılar yaşıyor ve sürekli kendimi aynı sıkıntıyı hissederken buluyorum. Belki de kitabın sürükleyiciliğiyle ilgili yaptığım eleştirinin kaynağı buradan geliyor.
     Bu kitap bol baharatlı bir hint yemeği gibiydi. Yerken boğazımın yandığını hissettiğim fakat sonra ardında bıraktığı lezzete bayıldığım türden. Kitap bitince hissettiğim tek şey bir başka Jojo Moyes kitabı daha okumam gerektiğiydi. Vakit ayırmaya okumaya sonuna kadar değecek bir öykü. Tavsiye ediyorum :)


14 Aralık 2016 Çarşamba

Biraz Şımaralım Mı? | Evde Spa

    Kışın soğuk ve kasvetli havasının daha da ağır hissedilmeye başlandığı şu günlerde kendimize ayıracağımız bir saat ile canlanıp rahatlamak için Spa çok güzel bir seçenek.
     Evde spa deneyimi yaşamanız için güzel ve kolay bir yol paylaşmak istiyorum. Malzemelerimiz;
  • Ayak banyosu hazırlamak için kap ( Watsonstaki şişme pedikür tankları ideal :))
  • Bir-iki damla aromaterapötik Lavanta Yağı (Rahatlatıcı etkili hoş kokulu bir yağ)
  • Bir fincan kahve (Biraz tarçın, çok az zencefil ve çok az da karanfil tozuyla kış kahveniz hazır!)
  • Sevdiğiniz bir kitap
  • Kokulu mumlar (ambiyans önemli :) )
  • Ve hoş müzikler...
   Şöyle bir saat arkanıza yaslanın. Ayaklarınızı hazırladığınız hoş kokulu aromatik suyun içine bırakın. Elinize sevdiğiniz kitabınızı ve bir fincan kahvenizi alın. Aşağıda önerdiğim müziği de açmayı unutmayın. Bir kaç da kokulu mum işte tamamdır!


    Sizin hayatınızda sizden önemli hiç bir şey yoktur bunu unutmayın. Sınavlar sizin sınavınız olduğu için önemli, aileniz sizin aileniz olduğu için kıymetli, işinizin siz olmasaydınız bir anlamı olmazdı. Çağın en önemli hastalık sebepleri arasına giren stresle baş etmenin en iyi yolu yine kendinize yönelmenizdir. Yüklenmeyin kendinize bu kadar. Şu ana kadar geçirdiğiniz ömrünüzü düşünün, ne kadar da çabuk geçmiş öyle değil mi? Öyleyse şu ana da biraz odaklanın. Hayatın tadını çıkarın. Sorumluluklarınızı yerine getirecek enerjiyi bulamıyorsanız kendinize yüklenmek yerine rahatlayın. Sakinleşin, mutlu olun. Küçük küçük şeylerin tadını çıkarın. Böylece kendinizi daha iyi hisseder ve işlerinizi daha kolay yoluna koyarsınız.
    Elinizde ki imkanların bir önemi yok. Biraz kendinizi şımartın. Mutlu olun sevgili okurlar, Mutlu Olun...


12 Aralık 2016 Pazartesi

Bir Yudum Kitap

    Birkaç ay önceydi sanıyorum, Sevgili Nabrutun yazısında görüp fikre bayılarak abone oldum bu sisteme. O gün bu gündür her sabah okula veya işe giderken açar okurum günlük pasajımı. Kitap okuyamadığım, yoğun olduğum dönemlerde su gibi serpiliyor bu satırlar yüreğime

   Öncelikle kuruculara kocaman teşekkürler sunarak tanıtımıma başlıyorum :)


      www.biryudumkitap.com adresine girip isim ve e-posta bilgilerinizi girerek kolayca üye oluyorsunuz. Daha sonra size her sabah günaydın dilekleri eşliğinde seçme kitaplardan pasajlar veya şiirler gönderiyorlar. Öyle güzel seçiyorlar ki bu kısımları; kitap hakkında kolayca fikir sahibi olabiliyor ve bahsedilen konuyu ötesi-berisiyle anlayabiliyorsunuz.



    Bu bana geçen sabah gelen mail. Her sabah ilgiyle okuyorum bu mailleri. Bazı günler kahvemin çayımın yanında,bazı tembel günlerimde yatağımın sıcaklığında, bazı günler de yolda. Kitap okumaya vakit ayıramadığım dönemlerde avuntum, kitap arandığım dönemlerdeyse yardımcım oluyorlar. Hiçbir kitap kötü sayılmamalı ama bu sistemin editörleri özenle en güzel kitaplarla hazırlıyor mailleri.
     Böyle güzel işleri övmek ve paylaşmak bizim boynumuzun borcudur diye görüyorum. Umarım birilerinin bu güzel işten haberleri olur ve yeni okurlar kazanırlar. Unutmadan belirteyim sistem tamamen ücretsiz.