11 Aralık 2016 Pazar

En İyi Siyah Nokta Temizleyici Bant

    Pek siyah nokta problemim olmasa da bu ürünler piyasaya ilk düştüğünden beridir kullanıyorum. Cildimi temizlemek ve siyah noktalardan arındırmak için genellikle peeling öncesi kullanmayı tercih ediyorum. Böylece açılıp siyah noktalardan arınan gözeneklerimi peeling ile tamamen temizleyip ardından da gözenek küçültücü tonik ve daha sonra da krem uygulayarak bakımımı tamamlıyorum.
    Siyah nokta bantlar size kalıcı veya uzun etkili sonuçlar vermez. Bu sebeple bant kullanımızın ardından yüzünüzün temizlik ve bakımına önem vermelisiniz. Ciddi siyah nokta problemleriniz varsa bant uygulamasından sonra siyah nokta giderici temizleyiciler veya kalıplar kullanabilirsiniz.
    Bugün 6 farklı markanın ürününü kıyaslayacağım. Daha net olabilmesi için kendi beğenilerim yönünde geriye doğru sıralıyorum.

    6. BİOFLEX






   Ürün gamı acilen değiştirilmeli. Bu bir siyah nokta temizleme ürünü değil. Bant bile değil. Kullanım talimatı diğer bantlarla aynı olsa da asla tam yapışmıyor. Bu güne kadar kullandığım tüm markalardan daha sert. Ve siyah noktaları temizlediği falan da yok. İçerisinde 6 adet var. Yanlış hatırlamıyorsam Gratisten 8,75TL ye almıştım. Ben yaptım siz yapmayın...








    5. WATSONS NOSE PORE STRİPS KLASİK







    Başarılı bir ürün. Doğru kullanımda siyah noktaları yüksek oranda temizliyor. Aslında bu listenin sonlarında yer almayı haketmiyor. Ancak bundan sonraki 2 ürün çok az bir farkla daha başarılı olduğu için 5.sıraya yerleştirdim. Son zamanlarda bu ürünün klasik olanı dışında yeni çeşitler gelmiş. Ayrıca ambalajı da değişmiş. İçerisinde 10 adet var. Fiyatı 7 TL civarındaydı.







    4. NIVEA T BÖLGESİ BANTLARI





    Siyah nokta bantlarının ülkemizde kullanılmaya ilk başladığı sıralar yalnızca Nivea ve Diadermine markalarının vardı. O zamanlar sıklıkla kullanmıştım Niveayı. Daha sonra Diadermine i daha başarılı bulup Niveadan vazgeçtim. Fikrim hala aynı. Ayrıca her iki marka da ürünlerini hiç geliştirmediler. Niveanın tek farkı tüm T bölgesi için ayrı ayrı stripler üretmiş. Paket içerisinden 4 adet bildiğimiz boyutta burun bandı, 2 adet alın ve 2 adet de çene bandı çıkıyor. Ben çeneme uygulama yapacağım zaman da normal burun bandını tercih ediyorum. Fiyatına kıyasladığım zaman gereksiz bir ürün. Siz bunu da almayınız 1.numaralı bandı alınız efendim :) Fiyat: 19TL





    3. DIADERMINE ARINDIRICI T BÖLGESİ BANTLARI







    Nivea ile neredeyse hiçbir farkı olmayan bir ürün. Yalnızca siyah noktaları temizlemede biraz daha başarılı olduğunu hissettiğim için 3.sıraya yerleştiriyorum. Diadermine de ürününü komple T bölgesi için öneriyor olsa da tek tip bant var kutusunda. İçerisinde 6 adet ürün var ve Fiyatı Nivea ile aynı seyrediyor.







     2. RITUEL DE BEAUTE BURUN BANDI







    Bimin kozmetik sektörüne hunharca daldığını bu üründen anlayabilirsiniz. Kore menşeili bir marka olan Rituel de Beaute Türkiyede bildiğim kadarıyla yalnızca Bimlerde satılıyor. Yumuşak yapılı. Kolay yapışıyor. Uygulama esnasında hızla sertleşiyor ve siyah noktaları ciddi olanda temizliyor. Son derece başarılı bir ürün. Paket içerisinde 6 adet var. Fiyatı 4.75 TL.
Bu ürünü bana tavsiye eden arkadaşım Korekolik'e çok teşekkürler :)







1. WATSONS NOSE PORE STRİP CHARCOAL


 
    Geldik listemizin bir numarasına. 5.sırada bahsettiğim ürünün yeni ambalajlı ve kömür içeriklisi. Ayrıca içerisinde Hammamelis(cadı fındığı) ekstresi de içeriyor. Etkisi kesinlikle klasik olandan daha fazla. Ancak kuru ciltliler için bunun yerine klasik olanı tavsiye ediyorum. Rengi görseldeki gibi siyah. Doğru kullanımda %90a yakın bir sonuç veriyor. Ben çok memnunum. Bundan sonra bu ürünle devam edeceğim. Tabi daha iyisi gelmezse :)
    Pakette 10 adet ürün var. Fiyatı 7TL civarı. Yani en uygun fiyatlı ürün de bu sayılır. Eğer yeni bir bant arayışındaysanız kesinlikle tavsiye ediyorum.


Siyah nokta bantlarından en yüksek verimi almanız için; her güzel şey gibi acı çekmeniz gerekiyor desem? :) Islak cildinize ürünü yerleştirip 10 saniye bastırın. Çene alın gibi bölgelere uyguluyorsanız hareket etmemeye özen gösterin. Tamamen sertleşip kurumasını bekledikten sonra olabildiğince yavaş bir şekilde ürünü kaldırın. Bu biraz canınızı yakacaktır ancak yüz tüylerinizi yolmadan en fazla siyah noktayı temizlemenin yolu maalesef bu :)



10 Aralık 2016 Cumartesi

Pastel Day Long Likit Mat Ruj - İnceleme

   Aradığım rengi buldum. Çok mutluyum :)
   Antalyadaki Rossmanda denediğim Pastel Day Long 15 numaralı ruju almak için Antalyaya dönmeyi bekliyordum. Mersin Forum Watsonstaki Pastel standından haberim yoktu :)
    Geçen gece bir etkinlikte tanıştığım dünya tatlısı bir kızın rujunun rengine bayılınca dayanamadım sordum. Her güzel mat ruj gibi "Pastel" dedi. Biliyorum, benim bunca zamandır bu ruju denememiş olmam hata...
    Dün Mersinde en sık yaptığım etkinlik olan "Forumda Alışverişte" etkinliğim esnasında Watsonsa girdim. Pastel standını aradım aradım bulamadım. Görevli orta standların kıyısında köşesinde kalmış olan Pastel standını gösterdi. Watsonsı buradan tekrar tebrik ediyorum, mağazalarında elinden geldiğince çok markayı bir arada bulundurduğu için.

   

    Süper nude bir kızıl kahve renk. Uğruna şarkılar bestelenebilir. Hakediyor zira....
    2 gündür kullanıyorum ve çok memnun kaldım. Sleek rujundan kalıcılık olarak bir tık geride ne yazık ki. Ancak kayda değer bir eksiklik olarak görmüyorum. Zaten öyle güzel renkleri var ki herkesin dilinde bir Pastel likit mat ruj numarası dolanıyor. En çok beğenilen ve sürekli stokları tükenen 9 ve 15 numaralarmış. Benim gönlümün beyaz atlı prensi 15 numara oldu :)

    

    Alttaki kızıl kahve renk Pastel, üstteki pembe ise Sleek. Sleek daha yoğun bir pigmentasyona sahip. Pastelin pigmentasyonu ise yeterli seviyede. Yine söylüyorum kayda değer hiç bir fark yok kalite açısından. Renk çeşitliliği bakımından ise Pastel açık ara önden gidiyor. Fiyatları hemen hemen aynı. Pastel 21 TL
    Pütür pütür görüntüsü sebebiyle Maybelline Vivid rujunu yerden yere vurduğumu hatırlıyor musunuz? Pastel de kesinlikle öyle bir sorun yok. Çok kuru havalarda alttan nemlendirici kullanmanız daha iyi olabilir ancak genel olarak ihtiyacı yok.
    Önümüzdeki 30-40 yıl bu ruju kullanmak niyetindeyim. Bir ruju sevdim mi tam severim :) Ancak zor severim. Ve evet, artık yeni aşkım Pastel Day Long Lipcolor oldu :)


9 Aralık 2016 Cuma

Sleek Matte Me Likit Mat Ruj - İnceleme

   Ben bu rujun incelemesini yapmayı nasıl unuturum?

   Kurban bayramındaki indirimde aldığım Sleek Matte Me ruju uzun süredir elimin altında. Seçtiğim tonu pek fazla kendime yakıştıramadığım için çok sık kullanmıyorum. Bu seçim maalesef benim hatam da sayılmazdı zira Sleek gerçekten harika bir likit mat ruj üretmiş olmasına rağmen yetersiz renk çeşitliliğinden ötürü kaybediyor.

 
    Renklerine kötü demiyorum, yanlış anlaşılmasın. Her biri birbirinden iddialı renkler. Ama ben iddialı rujları kendime yakıştıramıyorum. En özel günlerde, düğünlerde, kokteyllerde bile göz makyajıma yoğunlaşıp dudaklarımı yine nude tercih ediyorum. Bu sebeple Sleek'in renk skalası bana uygun değil. Eğer sizin beğendiğiniz bir renk varsa kesinlikle kaçırmayın, alın. Bendeki Bitter Sweet rengi...

    

    Üstteki pembe renk Sleek, alttaki kızıl kahve de Pastel. Bu iki rujun kıyaslamaları için yarın gelecek olan Pastel incelememe göz atmayı unutmayın.
    Bu üründe bütün övgüler kalıcılığı için olacak. Zira sabahtan akşama hiçbir rötuş gerekmeksizin dayanıyor. Zaten likit mat rujların en sevdiğim yanı da bu kalıcılıkları. Yemek yediğim zaman dudaklarımın içine çok çok hafif bir silinme oluyor elbette ama olsun o kadar!

    Bu yazı biraz kısa olacak. Dediğim gibi rengi sevemediğim için çok kullanmadım. Ama dudaktaki dokusu mükemmel. Tavsiye ettiğim ürünlere ekleyiniz efendim :)


6 Aralık 2016 Salı

The Balm Nude Tude Far Paleti - İnceleme

    Bilmiyorum kaç kez bahsettim ama bu paleti herkesin elinde görür olduğum için ben de gidip almayı çok istiyordum. Her gidişimde fazla ışıltılı bulup vazgeçiyordum. Ben mat makyajı yaz-kış seven biriyim. Işıltıyı ancak gece makyajı veya özel gün makyajında tercih ediyorum. Az kullanacak olsam bile artık almalıyım dedim ve aldım.

The Balm yurtdışında drugstore diye anılan Watsons, Rossman ve Gratis gibi mağazalarda ve The Balmın kendi mağaza ve sanal mağazasında satılıyor. Ülkemizde ise satış hakkını Gratis tekelinde tutuyor.
    Kafa karışıklığını gidermek adına The Balmın bir de Nude Dude isimli far paleti olduğunu da hatırlatmak isterim. Renk seçenekleri kısmen değişiyor ancak temelde aynı kullanışa sahip renkler içeriyor. Hangisini tercih edeceğiniz tamamen sizin zevkinize kalmış durumda. Dikkatimi çeken tek durum Nude Dude paletindeki renklerin daha sıcak temalı oluşu.



    Farlı makyajlara yeni başlayan arkadaşlarıma tavsiyem kesinlikle bu paletler olacaktır. Birçok ve uyumlu renklerin bir arada oluşu sayesinde başka herhangi bir fara ihtiyaç duymaksızın gayet profesyonel makyajlar yapabilirsiniz. Paletin bir uzun aynası ve çift taraflı fırçası da var. Aynayı çok ince; fırçayı da çok sert bulup pek kullanmıyorum.
    Renklerin çoğu epey kullanışlı. Sobby ile göz pınarlarınızı ve kaş altınızı aydınlatabilirsiniz. Seductive tek başına da kullanılabilecek güzel bir renk. Serious çok yoğun bir siyah. Sexy ve Silly birlikte güzel bir sonuç veriyor. Aynı şekilde Snobby (çok güzel bir altın) ve Sophisticated de...
    The balm her paletini olduğu gibi bu paletini de karton ve çok şekilli* bir ambalajla sunuyor. 

    Gündüz çekimlerimde renkler maalesef olduklarından daha soğuk çıkmış. Gün ışığını yakalamam zaten bu günlerde çok zor olduğu için idare etmeye karar verdim :)
    Renkler hakkında söyleyeceğim her bir söz övgü niteliğinde. Bu kadar çok övgü sponsorlu yazı görüntüsü oluşturmasın diyerek daha fazla yorum yapmayacağım. Ancak benim en sevdiğim renkler Sexy ve Snobby oldu.
     The Balm paletlerinin pigmentasyonu-renk verişleri epey başarılı. Ancak daha önceki The Balm far incelemelerinde belirttiğim gibi çok tozutuyorlar. Makyaj yaparken göz altlarıma dökülmeler olduğu için göz altı kapatıcısını far uygulamasından sonra sildiğiniz göz altlarınıza uygulamanızı öneriyorum. 
    Çok tozutmalarının bir diğer dezavantajı uygulama esnasında uygun miktarda ürünü almak mümkün olmuyor. Fırçanızda fazla olan farı paletin veya masanızın kenarına vurarak dökmelisiniz. Fırçanıza üflemeniz durumunda mikroorganizmaların üremesi için gerekli nemli ortamı sağladığınız için asla tavsiye etmiyorum.

    Bu paletle birlikte far bazı benim için daha hayati bir önem taşır oldu. Çok kolay bir şekilde çizgilere doluyor ve aynı hızla silinebiliyor. Makyajınızın kalıcılığını arttırmak için hem far hem de fondöten altına baz uygulaması yapmanızı öneriyorum. Far bazı üzerine far uygulaması yapmakta zorlanırsanız; bazın üzerine göz kapağı renginizde bir far ile ince bir uygulama yapabilirsiniz. Far bazınız yoksa ince bir tabaka fondöteni ve üzerine pudrayı göz kapağınıza uygulayabilirsiniz.


   İçerik İncelemesi

Mica: Cildinizde iritasyon yapabilir. Silika: Solunum iritanı ve uzun vadede kanserojen. Silikon: olmasa iyiydi :) 

Talk ve paraben yok.
Renkli ve organik olmayan bir makyaj malzemesi için pek de fena olmayan sonuç.

    Sonuç olarak çok severek kullanıyorum. Urban Decay'in Naked paletlerine çoğu yerde muadil gösteriliyor. Bende Nake2 var ve bu paleti Naked2den çok daha fazla kullanıyorum ve seviyorum. 


4 Aralık 2016 Pazar

Saç Bakım Rutinim | Kısa İncelemeler İle

   Farklı farklı yazılarımda kısmen neleri kullandığımdan bahsetmiştim ancak derli toplu bir yazıyla saç bakımımı nasıl yaptığımı şimdi sizlere anlatmak niyetindeyim.
   Şuradaki yazımda bahsettiğim üzere ben önce kına sonra da kızıl boya deneyimledim. Halen kızıl boya kullanmaya farklı bir tonda da olsa devam ediyorum. Anlayacağınız işlem görmüş saçlara sahibim. Saç yapım doğal kurumayla kıvırcığa yakın dalgalı, saç kurutma makinesiyle düze yakın dalgalı bir hal alıyor. Yani saçlarımı makineyle kuruttuğum zaman düzleştiriciyle biraz rötüşlemeye ihtiyaç oluyor. Ben bununla da kalmayıp dalgalarım daha üzgün olsun diye aralara maşa da yapıyorum. Sonuç: yıpranmaya meyilli saçlar..
    Eğer siz de saçlarınıza ısıl işlemler uyguluyorsanız veya boyalı saçlarınız varsa onarıcı-yenilendirici ürünlere yönelmenizi tavsiye ediyorum. Bunun haricinde saç maşanızı veya düzleştiricinizi 180 derece ve altında kullanmaya özen göstermelisiniz.

     Önceliği şampuana veriyorum;


Seyahat sebebiyle ambalajını değiştirdiğimden ötürü kendi ürünümün resmini ekleyemiyorum.
John Frieda'dan Frizz Ease Dream Curls Sprey ve bu şampuanın serisinden Full Repair Saç Kreminin incelemelerini daha önceden paylaşmıştım. Özellikle Full Repair kremden memnun  kalınca şampuanını aldım. Şuan 2.kutum bitmek üzere.
    Herhangi bir bakım onarım şampuanından çok daha yumuşak bir sonuç veriyor saçlarımda. Memnunum ve yenisini almak niyetindeyim.


    Saç Kremim:


    Alışveriş ve inceleme yazılarımda da belirttiğim üzere bu kremle mutlu bir birlikteliğimiz var. Şuan 2.tüpü kullanıyorum yani aylardır bu kremden vazgeçmiyorum. Her gün duşta şampuanlayıp duruladığım nemli saçlarıma kremi uyguluyorum ve 1 dakika boyunca saçlarıma masaj yapıyorum. Saç kremlerini kullanırken dikkat etmeniz gereken kısım saç diplerine uygulama yapmamak. Saçın yapısı itibariyle saç dipleri nem bakımından en zengin kısımlardır. Ve fazladan bir krem uygulaması saçlarınızın çabuk yağlanmasına sebep olur.


    Saç Maskem:




    Toni&Guy'ı çoğunuz deniz tuzlu spreyi ile tanıyor olabilirsiniz. Özellikle şekillendirici saç ürünlerine çok başarılı bulduğum bir marka. Bakım ürünü olarak da bu maskesini denemek istedim. Henüz 3 haftadır kullanıyorum ve beklentimi karşılıyor. Haftada 2-3 kez duştan çıkmadan önce nemli saçlarıma uyguluyorum. 5 dakika boyunca bekleyip duruluyorum.

   Yoğun krem yapısında. Yine saç dipleriniz hariç tüm saçınıza uygulayarak kullanmanız gereken bir ürün. Bu ürünü tercih sebebim adından anlaşılacağı üzere hasar onarıcı olması. Saç maskelerinin uygulama süresindeki uzunluk sebebiyle saç kremlerinden aha etkili olabileceğine inanıyorum. Ama tabi genellememek lazım





    Saç Bakım Yağım:


    Çılgınlar gibi seviyorum ben bu ürünü. Daha önceden bahsettiğim üzere kuru yağ kavramını dünyaya kazandıran bir marka Nuxe. Doğalcı bir zihniyetleri var ancak organik ürünler üretmiyorlar malesef.
    Ürünün adı Nuxe Huile Prodigieuse Çok Amaçlı Kuru Yağ. Saçlarınıza, yüzünüze, ve vücudunuza uygulayabiliyorsunuz. Kokusu çok güzel, dokusu çok güzel, ciltte bıraktığı his çok güzel... Bayıla bayıla  kullanıyorum desem yeridir. Ben saçlarım haricinde manikür-pedikür sonrası da kullanıyorum. İddia edilene göre manikürün kalıcılık süresini uzatıyormuş. Ben böyle bir etki görmedim ama tırnaklarımın daha canlı ve parlak görünmesini sağladığı için tercih ediyorum.
   Saçlarımı duş sonrası hafifçe tarayarak kurutuyorum. Kurutma işleminin arasında sprey uçlu şişesinden 2 fıs kadar ellerime alıp saçlarıma dağıtarak uyguluyorum. Yine bu ürünü de saç diplerimi es geçerek kullanıyorum. Saçlarımın daha kolay elektriklenen, üstte kalan saç tellerime yoğun uygulamaya özen gösteriyorum. Saç şeklimin kalıcılığını arttırıyor ve elektriklenmeyi ciddi oranda azaltıyor.
    Bir diğer kullanım şeklim olarak duştan sonra nemli saçlarıma yine 1-2 fıs uyguluyorum. Doğal kuruma sonrası saçlarıma son dokunuş olarak bir miktar daha uygulama yapıyorum. Böylece doğal ve hafif ıslak görünümlü bir sonuç elde edebiliyorum.

    Bu ürünler haricinde ayda 1-2 kez zeytinyağı bakımı da uyguluyorum. Saçları besleyip güçlendirdiği söyleniyor. Ayrıca saçlarımı kıvırcık kullanmak istediğimde Elidor veya Pantene markalarının kıvırcık saçlar için olan krem 7/24lerini de kullanıyorum. Ve bazı günler daha dayanıklı bukleler elde etmek istediğimde yukarıda bahsettiğim John Frieda Frizz Ease Dream Curls Sprey i kullanıyorum.

    Bu kadar uzun uzun anlatınca sabahtan akşama kadar tek derdim saçlarıma bakmak gibi görünüyor olabilir :) Ancak her gün kullandığım üç asıl ürün; şampuanım kremim ve yağım. Ve uyguladığm bakıma sonuna kadar değdiğini söylemeliyim... (:

3 Kasım 2016 Perşembe

İzdivaç Çılgınlığı

    Birkaç gündür Popstar Bayhan İzdivaç programında diye haberler dolanıyordu. İlk duyduğumda inanamama duygusu oluştu bende. Sonra düşününce inanamayacak ne vardı ki?
    Bu noktada asıl mevzumuz olan evlilik programlarına geçelim. Muhtemelen ilk çıktıklarında gerçekten de insanları evlendirme ve bunu seyredenler sayesinde gelir elde etmeye yönelik bir çalışmaydı. Ama artık hiçbir programın bu amaçla yürütüldüğünü düşünmüyorum. Evlilik programlarını ne zaman görsem yüzler hep tanıdık geliyor. Şöyle biraz araştırınca neredeyse yarıdan fazlası yıllardır orada. Her gün aynı programa çıkıyor olmaları düzenli bir iş hayatlarının olamayacağını da gösteriyor. Bu durumda o yarışmacıların programdan para aldığı doğrulanmış oluyor.
    Medyatik* potansiyeli olan yarışmacılar da reytingleri arttırdığı için belli ki programda kalmaya devam ediyor. Buna bağlı olarak kazançları da artıyor. Yani özetle o insanlar evlenmeye değil para kazanmaya gelmiş oluyorlar. Bunlara talip gelen onlarca insan da tamamen kandırılmış oluyor. İşin en iğrenç kısmı bence bu da değil..
    Caner ve Tülin daha önce de farklı formattaki bir evlilik programında bulunmuşlar. İzlemediğim için onlara yorum yapamayacağım. Ama tam da onların isimleri konuşulurken birden Bayhanın patlamasına ne demeli?
    Bayhanın gerçekten de ekranda izleyip birini beğendiğini düşünelim. İsim kaygısı sebebiyle Hanife* isimli kıza stüdyoya çıkıp tanışalım demek yerine özel bir şekilde ulaşmaya çalışması daha mantıklı olmaz mıydı? Demek ki isim kaygısı yok...

   Ya da belki isim kaygısı sandığımız ölçüde değildir...

   En unutulduğu ve albüm hazırlıklarında olduğunu söylediği (yada yeni albüm çıkarmış tam hatırlamıyorum)bir dönemde kalkıp da reytingi yüksek bir programda boy göstermesine ne demeli?
    Bir de durup durup geçmişinin acılarından bahsediyorlar. Acısı olan insanı neden televizyonun önünde ağlatırsın ki? Reyting dışında ne sebep var?
    Ben Hanifenin de planlı olarak bu işin içinde olduğunu düşünüyorum ayrıca. Yani ortada izdivaç yok rezillik var. Ayrıca Bayhanın haftalık 10,000 TL aldığı söyleniyor. Gerisini siz düşünün...
    Beni okuyan nacizane kesimin içinde varsa bu programları izleyen insanlar; sizi çok iyi anlıyorum. Bence iki insanın tanışıp evliliğe doğru gittikleri o yol çok hoş samimi bir durum. Ama bu programlarda olan olay sizin bu güzel bakış açınızdan yararlanmak. Lütfen izlemeyin, izlettirmeyin efendim..


1 Kasım 2016 Salı

Üniversite Öğrencisi Olmak - Bir Türlü Geçilemeyen Ders (Özel Bölüm)

   5. sınıfa geldim artık bitmek üzere olan okulumda 4 yıllık bölümlerdeki herkesten daha yaşlı olduğum gerçeği kafamı nereye çevirsem orada. Henüz dönem başı olduğu için mezuniyet kafalarında değilim. Bizim bölüme has, son sınıf acayip rahat geçiyor. Haftanın 3 günü okula gidiyoruz onda da yarım gün bile durmuyoruz. 1.sınıflar bizi görünce kim bu amcalar teyzeler der gibi bakıyor sanırım..
   İşte tam bu mezun olmuşluk hallerinde gezerken karabasan gibi üzerime çöken bir ders var. 3.sınıftan bu yana alttan ala ala bitiremediğim bir ders. "Hoca bana taktı" desem değil, "kafam bu derse basmıyor" desem o da değil. Biraz şanssızlık biraz heyecan derken 2 yıl bu dersten kalmayı başardım. Şimdi artık bu yılın sakin temposundan istifade haftalık düzenli çalışırım diye düşünürken yine beklediğim gibi olmadı. Ve vize haftaları geldi çattı...


    2 kez alıp bir türlü geçememiş olmak bir yana dursun, tekrar kalırsam sene uzatıcak olduğum gerçeği aklıma geldikçe stres olup gerildim. Çılgınlar gibi çalıştığım da yoktu ama çalışabildiğim kadar çok çalıştım diyebilirim. Yine de o son gece gelince uyumak yerine çalışmayı tercih ettim. Elime alıp kurcalamayayım diye telefonu evin köşelerine saklamak mı dersiniz, televizyonun kumanda pillerini çıkamak mı... Kendimi tamamen derse odakladım. Bu ilk sabahlamam da değil elbette. Tecrübeliyim yani. Kaç kahveden sonra mideme kramplar girer biliyorum. Ara verdiğimde hangi şarkıyı dinlersem daha çok gaza gelirim. "Beynim artık almıyor" evresine gelince nasıl kafamın içinde yer açabilirim, bunların hepsini öğrendim. Ama yine de, sabahlamak, sabahlamaktır...
    Saat 2ye kadar her şey normal seviyelerde ilerlerken bir anda kafamı dersten kaldırınca ortamda "in, cin bir de ben" kalmış top oynuyoruz. O aşırı sessizlik insanı iyice uykulu hissettiriyor. Ben bir de 2 saat uyuyayım hiç uyumamak iyi değil diyerek sıcacık yatağıma girdim o saatte ama yok, bu sefer de heyecandan uyuyamadım. Bari uykum açılsın diye balkona soğuk havaya çıktım. Size de tavsiye ederim soğuk hava zihin açıyor :) zihnim öyle bir açıldı ki sandalyede uyuyakalmışım. düşmek üzereyken kendime geldim.
  Sabaha karşı tekrar balkona çıktığımda artık yorgunluk ve uykusuzluk tüm sinirlerimi bozmuş haldeyken site bekçimizi gördüm. Buradan gececi mesleği olan herkese selam olsun, Allah kolaylık versin..
   Göz altlarımdaki mor halkaları ve yüzümdeki çökmüşlük halini fondöten ve kapatıcıyla kapatıp gözlerime de "no make up make up" tarzında bir makyaj yaptıktan sonra (aklımca hocama sabahladığımı çok çabaladığımı belli edicem ya) evden çıkıp kader anıma gittim. Herkes benim gibi tabi. Ders fakültenin en zor dersi...
   Sınav bir şekilde geçti. Sormayın nasıl diye sonuçlar belli olana kadar ne iyi ne kötü..

Ama bu hikayenin mutlu sonu; eve gelince mışıl mışıl uyumaktı :)